Aziz ve Muhterem Kardeşlerimiz;

Bu günlerde, Rusya'daki Nur-u Kur'an hizmetlerine ait gelen bir mektubu kardeşlerimize beray-ı malumat takdim ediyoruz.

Yarım asır önce muazzez Nur Üstadımız'ın, Din Derslerinin okullarda resmen ve mutlaka okutulması zaruretine dair milletvekillerine takdim ettiği mektubundaki ifade ve beyanları şimdi yarım asır sonra gün ışığı gibi aşikare ortaya çıkmağa başlamıştır. Bu mes'ele malum olduğu üzere dünya çapında çok büyük ve tarihi bir hadisedir. Ve Din-i Muhammedi'nin son asırlardaki harika tezahürünün ekmel bir tecellisidir. Yine Hz. Nur Üstadımız'ın Osmanlı döneminde şarktaki aşiretler arasındaki seyahatinde biiznillah ifade buyurduğu "Nev-i beşerin din-i fıtrisinin istikbalde İslamiyet olacağı"na dair müjdesinin tahakkukuna canlı bir misaldir.

Muhterem kardeşlerimizin Mevlid Kandillerini tebrik manasında olarak bu mektubları arz ve takdim ediyoruz.

Hz. Üstadımız'ın Hizmetinde Bulunan Talebeleri

 

 

Aziz ve Muhterem Ağabeyler

Bu sene Cenab-ı Hakk'ın ihsan ettiği hizmet-i imaniyeden tahdisi ni'met nev'inden biraz bahsetmek istiyoruz. Kitab tab'ı, yeni dershaneler açılması, radyo, ve hapishane hizmetleri, üniversite hizmetleri devam ediyor ve vüs'at peyda ediyor. Bu yakınlarda 20 bin nüsha kitab daha basıldı. 10 bin «Hanımlar Rehberi» (Putevoditel dlya jenşin) Şimdiye kadar Rusya'da Türkçe, İngilizce, Rusça olmak üzere 170 bin nüsha kitab tab' edilmiş.

Kurban Bayramı Namazı'ndan sonra mühim devlet erkanlarının tebrikleri okundu. (O cümleden cumhurbaşkanı, başbakan, meclis başkanı, bakanlar, valiler, meclis fırka başkanları ve sair). Moskova şehir belediye başkanı Yuriy Lujkov bizzat tebrik için Camiye geldi. Çok uzun ve mazmunlu bir konuşma yaptı. Konuşmadan bir kaç cümle: "Hakiki imanlı insanlara zorluklar çıkarılan bir devlet inkişaf edemez. Binaenaleyh, biz bütün imkanlarımızla hakiki imanlı insanlara yardım etmeliyiz. Bu, devlet erkanı olarak bizim vazife borcumuzdur. İslam'daki ahlak prensiplerine çok muhtacız. Şimdiye kadar 2 cami restore ettik. 2 cami yaptırdık.. fakat bu son değil, daha devam edeceğiz."

Petersburg valisi de camiye gelerek başına tatar kalpağı koyarak konuşmasına "Allah'dan başka ilah yoktur, Muhammed (A.S.M.) onun resulüdür." diyerek başlamış ve ayet ve hadis mealleri ile İslam'ın güzelliklerinden; «O cümleden İslamın musalaha dini oldugunu kayd ederek» bahs etmiş. Bu vali, caminin restoresine çok yardım ediyor. Kardeşler Yirmiüçüncü Söz'ü vermişler. Petersburg Camisi çok muazzam ve güzel bir camidir. Asrın evvelinde Buhara Emiri'nin teşebbüsü ile yapılmış. Şehrin merkezinde çok görkemli bir yerde yerleşir. Çoktan beri dershane açmak istediğimiz Moskova'dan 170 km. Petersburg istikametinde yerleşen Tver şehrinde dershane açıldı. Nazım ve Muharrem kardeşlerin gayretleriyle kısa zamanda çok hizmetler oldu. İlk gittikleri gün Cum'a günü imam hutbeden önce vaazı ve hutbeyi okumağı Nazım Kardeş'e teklif etmiş, o da Yirmiüçüncü Söz'den, Konferans'tan, Küçük Sözler'den dersler okumuş; herkes dikkatle ve hayretle dinlemişler. Fevc-fevc insanlar gelip Risale-i Nur'dan iman dersi alıyorlar. Şehrin merkezi kütübhanesine gitmişler, kitablardan takdim etmişler. Kütübhane müdürü çok memnun olmuş, teşekkür etmişler. Bir daha gitdiklerinde bu kitablara çok ihtiyac olduğunu ve mümkünse o kütübhanenin büyük salonunda bir ders teşkil etmek zaruri olduğunu kayd etmiş, bir hafta önce bir i'lan asarak mevzuyu ve günü belli etmek şartıyla "Ben sizi bir kaç yüz insanın dinleyeceyine söz veriyorum." demiş. Sonra «Ayetü'l Kübra» verdikleri bir "Meşe Beyi" (Orman Memuru) kitabdan ne anladığını sorduklarında: "Ben bu kitabları okurken sanki bulak suyu içiyorum." diyerek kitabtan nasıl lezzet aldığını ifade etmiş. Sonra Kur'anı tedkik ederek ilmi rütbe almış bir Rus hanım, camiye gelerek İslam'ı kabul etmek istediğini bildirmiş. Ona biraz anlatarak risalelerden bir kaç kitab vermişler. O Hanım; ertesi sabah camiye gelerek: "Ben Kur'an'ı tedkik edip ilmi rütbe aldım, fakat bu kitablarla ben iman, Kur'an, İslam ne imiş yeni anladım." diyerek, heyecanla hayretini bildirmiş.

Petersburg'a kitab anlaşması için gitdiğimizde oradan 180 km. Moskova istikametinde yerleşen Ruslar'ın mukaddes addetdikleri Novgorod'a da uğradık. Orada çok güzel bir dershane var. Orada Resul kardeş çok güzel, ihlaslı hizmetlere devam ediyor. Orada cemaat sadece Ruslar... Oraya gittiğimizde cemaattan bir arkadaşın teşebbüsü ile 200 sene önce yapılmış 5-6 bin mahpus bulunan, şehrin merkezinde bulunan hapishaneye geldik. Bizi hapishane me'muru bir yüzbaşı kapıda karşıladı. Ve hapishane müdürü albayın odasına götürdü; orada başka me'murlar da vardı. Onlar, bizim maksadımız neden ibaret olduğunu sordular. Biz de, şimdi Rusya'nın en büyük problemlerinden birinin hapishane olduğunu, bütün hapishanelerın tıklım-tıklım dolu olduğunu, milyonlarca insanın maddi, manevi orada çürüdüklerini.. ve bu insanların sadece ve yalnız hakiki imana kavuşmaları ile kurtulmalarının mümkün olduğunu anlattık ve gayemiz iman hizmeti, insanların, cehalet ve sefalet bataklığından kurtulmaları için onlara bir nur göstermek olduğunu ve saire.. arz ettik. Onlar hayretle, gözlerini bile kırpmadan adeta şoke olmuş gibi dinlediler. Ve "Bizim şimdi ne yapmamız lazım, söyleyin; biz hazırız." dediler. Şimdi haftada 2 kere, hapishanenin dahili radyosundan ders okunuyor. Ve onlar mahpusların sadece dini kitablar istediklerini ve mümkünse hapishane kütübhanesine kitapla yardım etmemizi rica ettiler. Biz de söz verdik ve sonra Resul kardeş, her kitaptan 50 tane götürüp takdim etti, çok memnun olup, teşekkür etmişler. O hapishanede Risale-i Nur'u tanıyıp, hidayete kavuşan Konstantin isminde bir Rus arkadaş başka bir hapishaneye naklolmuş. Orada Risaleler'i okuyarak başına cemaat toplanmış. O hapishaneden ona İslamiyet'i ilk defa anlatan Novgorod Müslümanları'ndan birisine mektub yazıyor. O, mektubunda: "Rüyasında Peygamberimiz (A.S.M.) ile Novgorod müslümanlarından birisini gördüğünü.. ve İslam'ı kabul edip, şimdi onu yaşamak istediğini, onun için bir namaz hocası istediğini bildiriyor. Ve ne kadar mümkünse, Risale göndermelerini rica ediyor. Çünkü; diyor ki, "Rabbim, kulağı ve kalbi olan öyle insanlar gönderiyor ki, onlar Bediüzzaman'ı ve Risale-i Nuru kabul etmeye hazırdırlar." Bu yakında o hapishanede de ders konulacak.

Meyve risalesinin tab' olmasıyla hapishane hizmetleri sür'at ve keyfiyet kesb etti.

Moskova'dan 60 km Petersburg istikametinde Solneçnogorsk isminde bir şehirde de ders konuldu. Perşembe günleri orada ders oluyor. O kardeşlerle ( isimleri; Kamran ve Ümidvar) Tver camisinde tanışmışlar. O kardeşlerden biri olan Ümidvar isminde bir kardeşin evinde ilk ders günü ders bitdikden sonra Kur'an dinlerken biraz uyur gibi olmuş, birden sanki bunu uyandırmışlar ve Üstad'ı çok azametli bir şekilde görmüş, bir eliyle de bir çocuğun elinden tutmuş ve ona hitaben: "Kardeşim, ben buraya cehaletle dövüşmeye geldim." demiş. O anda o kardeşin gözlerinden yaşlar akmağa başlamış ve soğuk ter basmış ve düşünmüş ki, "Acaba, Üstad beni de bu davasında asker kabul eder mi?." O kardeş 10-12 sene evvel bir rüyada Hazreti Peygamberimiz'i (A.S.M.), Hazreti Ali'yi (R.A.) ve bir zatı görmüş. Şimdi o zatın Üstad olduğunu anlamış. Bir gün Muharrem kardeşle gölün kenarında Ayetü'l-Kübra'yı okuyorlarmış. Görmüş ki; sema açılmış Kur'an gibi, ve göle Risale-i Nur gibi aks ediyor. Ta çocukluğundan beri namaz kılıyor, senelerdir bulunduğu yerde İslamiyet'i anlatıyor; fakat kimse dinlemiyormuş, şimdi ilk derste demiş ki: "Bu 2 saatlik ders, benim senelerce anlatmamdan daha te'sirli oldu." O diyor: "Ben Üstad'ı, Risale-i Nur'u bulmakla uzun iftirak acısından sonra şimdi visal lezzetini yaşayan bir haletteyim."

Burada Merkezi Devlet Radyosu'nda «İslam'ın Sesi» diye bir program var, onlarla bir arkadaş vasıtasıyla tanıştık. Onlara her hafta dört yüzden fazla mektup geliyor. Ekseriyeti Ruslar, talebeler, mahpuslar, ilim adamları vs... Bütün insan tabakalarından imana susamış ruhlar adeta yalvarıyorlar, imanlarını kurtaracak, takviye edecek kitaplar istiyorlar. O programın baş muharriri diyor ki: "Bunlar sadece ismini bilmiyorlar, fakat hepsi Risale-i Nur istiyor." Onlara şimdiye kadar 240 tane kitap verdik. İleride o programda Risale-i Nur anlatmak teklifleri de vardır. Bu radyo Rusya'nın her tarafına ve müstakil devletler birliğine de yayın yapıyor.

Bu sene İslami tebliğin Rusya Federasyonu arazisinde başlamasının 1400. seneliği tenteneli (şa'şaalı) bir surette kaydolunuyor. Bir çok merasimler tertipleniyor. Moskova Belediyesi bu merasimler için çok yardım ediyor.

Bu merasimlerin en büyüğü ve en ehemiyetlisi Mayısın 27-28'inde meşhur «Kosmos» otelinde çok büyük kongre şeklinde geçirildi. Hicri 21 senesinde ilk ezan Derbent şehrinde okunmuş, daha sonra Rusya'nın içine doğru ilerlemiş. Dünyanın nerdeyse her tarafından misafirler vardı. Çok alimlerle, çok din hadimleriyle tanışdık. Bu kongre sanki Risale-i Nur'un teşhir kongresi oldu. 2 gün sabahtan akşama kadar bütün dillerde kitap satıldı. Rusya'nın en meşhur Arap dili mutahassısı ve Celaleddin-i Süyuti'nin kitabını yeni tercüme yapmış bir Rus profesörle tanıştık. O Rusça kitaplardan kendisi aldı, biz de Arapça bir «Mu'cizat-i Kur'aniye» hediye ettik. Biraz Risale-i Nur'dan; yani Risale-i Nur'un bu asrın fehmine Kur'an'ın bir dersi olduğunu.. ve Üstad'dan bahsettik. Şimdiye kadar duymadığı için çok teessüf etti. Ve bu gün hayatında büyük bir hadise olduğunu sevinçle kaydetti. Ona Arapça külliyat hediye etmek istediğimizi söyledik. Çok memnuniyetini bildirdi. Bir Azeri profesör de Türkçe ve Rusça bütün kitaplardan aldı.

Önce kitap satmağa izin vermiyordular. Çünkü; çok yanlış kitaplar da neşr ediliyor. Sonra, "Sadece Said Nursi'nin kitapları satılabilir." diye izin verdiler. Herkesin elinde Risale-i Nur vardı. Sanki Risale-i Nur konferansı idi. İki günde sanki bir senelik hizmet oldu.

Petersburg'un en büyük matbaasında «Sözler»in tab'ı hususunda ilk anlaşma yapıldı.

Moskova'nın ve Rusya'nın en büyük kütüphanelerinden biri olan «Yabancı diller kütüphanesi» ile anlaştık. Oraya Arapça ve İngilizce kitaplar konulacak.

Novosibirsk'te; Üniversitede İlham isminde matematik muallimi bir kardeş, güzel bir niyetle camide kalan fakir bir aileye pazardan bir şeyler almak niyetiyle çıkmış. -Kendisinin de durumu iyi olmadığı halde- bu şeyleri alırken Üstad'ı görmüş, gündüz vakti şehirde, insanlar içinde bir kaç dakika Üstad ona bakmış, o Üstad'a bakmış. (Üstad 1. Harb-i umumideki elbisesinde imiş) sonra Üstad dönmüş, sokakta yürüyerek devam etmiş. Sonra İlham kardeş, kardeşlerin yanına geldiğinde çok nurlandığını söylemişler. O da: "Senelerdir Üstad'ı rüyada görmek istiyordum, şimdi gündüz vakti, yakazada gördüm." demiş. Umumiyetle Sibirya'da güzel hizmetler oluyor. İrkutsk'da hapishanede 50 kişiye ders okuyorlar. Krasnoyarsk'da, Altay'da, Omsk'da vs. vilayetlerde hizmetler inkişaf ediyor. Kardeşlerin bu sene Yakutistanda dershane açmak niyetleri var.

Başkurdistan'da Fahreddin ve Neriman kardeşlerin gayretleriyle kısa zamanda çok hizmetler oldu. Tataristan'da, Kırım'da, Dağıstan'da da hizmet inkişaf ediyor, kökleşiyor.

Ukrayna'da daha önce bahsettiğimiz Valodya isminde milliyeti Rus bir kardeşimiz bir aylığına Moskova'ya geldi, şimdi Risale-i Nur'la 16 kişi hep beraber imana gelip, İslamiyet'i kabul etmişler, hatta Ukrayna'nın en meşhur papazının torunu Risale-i Nur'la Müslüman olmuş. Her gün Türkçe Risaleler'den ders okuyorlar. Onlar, insanlara İslamiyet'i Risale-i Nur'la anlattıkları zaman dinleyenler hayretlenerek: "Biz müslümanları, elinde silah, merhametsiz birileri zannediyorduk, bu ise bambaşka bir alemdir." diyorlar. Bazı karşı gelen ve muhalefet eden anne-babalara: "Bizim de mi emsallerimiz gibi sarhoş, ayyaş, narkoman olmamızı istiyorsunuz? dedikleri zaman onlar susuyorlar.

Umumiyetle, bu 2000 senesinin maddi baharı ile ma'nevi baharı da his olunuyor ve yaşanıyor. Bir iki güne Hacı ile İsrafil kardeşler Rastov şehrine dershane açmağa gidiyorlar. Rastov; Rusya'nın güneyinde en büyük şehir ve o bölgenin merkezidir. Ayet ile Nazım kardeşler, Moskova ile Kazan ortasında 34 tane Tatar köyü olan Gorki vilayetine hizmete gidecekler.

Kabardin-Balkar Cumhuriyeti'nin Nalçik şehrinde de çok acip ve hayırlı hizmetler oluyor. Mihman kardeşler orada.. Dershaneye gelen gidenler, ders dinleyenler pek fazla. Müftü Efendi: "Bize bu kitaplardan vagon vagon gönderin." diye ricada bulunuyor. İnşaallah yakın bir zamanda Rusya'nın her tarafında hizmetler çok gelişecek. Sibirya'da Novosibirsk'deki Muhammed Kamil, Omsk'da Nur Muhammed ve Krasnoyarsk'daki Hamza ve beraberindeki arkadaşlar sevindirici hizmetlerde bulunuyorlar. Perm'de Hacı Rûşen Ağabeyin büyük bir dershane yaptırdığını ve her tabakaya iman hizmetinde bulunduğunu haber alıyoruz.

Hülasa: Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, elli sene evvel milletvekillerine hitaben yazdığı mektubunda, din derslerinin mekteplerde mutlaka okutulması lüzumunu izah ve ihtar ettiği yazısının son cümlesini şöyle bitirmektedir: "İki dehşetli Harb-i Umumi'nin neticesinde, beşerde hasıl olan bir intibah-ı kavi ve beşerin tam uyanması cihetiyle, kat'iyyen dinsiz bir millet yaşamaz. Rus da dinsiz kalamaz. Geri dönüp Hristiyan da olamaz. Olsa olsa küfr-ü mutlakı kıran ve hak ve hakikata dayanan ve hüccet ve delile istinad eden ve aklı ve kalbi ikna eden Kur'an ile bir musalaha veya tabi olabilir. O vakit dörtyüz milyon ehl-i Kur'ana kılınç çekemez."

Daha çok büyük vilayetlerde dershane yok, dua edin; yakın zamanlarda oralarda hizmet edecek elemanlar yetişsin ve oralarda da dershaneler açılsın ve hizmetler daha da inkişaf etsin. Biz de bu hizmette ihlas, sebat, gayret ile devam edelim.

Rusya Nur Talebeleri. 03.06.2000.

 

 

 

 

 

 

Demokrat dindar milletvekillerine bir hakikatı ihtar:

Bugünlerde hastalığım itibariyle kışın pek şiddetli hiddetine tahammül edemedim. Çok tecrübelerimle, umumî bir hatanın neticesinde hava ile zemin zelzele ile ve fırtına ile gadab-ı İlahîyi haber vermek nevinden hiddet ediyorlar gibi âdete muhalif bir vaziyet gösterdiler. Ben de bundan bir manevî fırtınaya alâmet hissettim. Kalbime geldi ki: "Acaba yine İslâmiyet ve hakaik-i imaniye zararına bir hata-yı umumî mi meydana geldi?" Âdetim olmadığı halde ve dünya siyasetini terk ettiğim halde bu nokta için sordum: "Ne var? Cerideler ne haber veriyorlar?"Bana dediler ki: "Din propagandasını yapan dindarların serbestiyet kanunu geri kalmış. Fakat solcular hakkındaki kanunu ta'cil edip tasdik etmişler."Kalbime geldi ki: Bu vatan ve İslâmiyet'in maslahatı, her şeyden evvel dindarların serbestiyeti hakkındaki kanunun hem ta'cil, hem tasdik ve hem de çabuk mekteblerde tatbik edilmesi elzemdir. Çünki bu tasdik ile Rusya'daki kırk milyona yakın Müslüman'ı, hem dörtyüz milyon âlem-i İslâm'ın manevî kuvvetini bir ihtiyat kuvveti olarak bu vatana kazandırmakla beraber komünistin manevî tahribatına karşı şimdiye kadar Rus'un Amerika ve İngiliz'e karşı tecavüzünden ziyade, bin senelik adavetinden dolayı en evvel bize tecavüz etmesi adavetinin muktezası iken, o tecavüzü durduran, şübhesiz hakaik-i Kur'aniye ve imaniyedir. Öyle ise bu vatanda her şeyden evvel o acib kuvvete karşı hakaik-i Kur'aniye ve imaniyeyi bilfiil elde tutup dinsizliğin önüne kuvvetli bir Sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur'anî yapılması lâzım ve elzemdir. Çünki dinsizlik Rus'u, şimdiye kadar yarı Çin'i ve yarı Avrupa'yı istila ettiği halde; bize karşı tecavüz ettirmeyip tevkif ettiren, hakaik-i imaniye ve Kur'aniyedir. Yoksa Ruslar'ın tahribat nev'inden manevî kuvvetlerine karşı, adliyenin binden birine maddî ceza vermesiyle; serserilere ve fakirlere, zenginlerin malını peşkeş çeken ve hevesli gençlere ehl-i namusun kızlarını ve ailelerini mübah kılan ve az bir zamanda Avrupa'nın yarısını elde eden bir kuvvete karşı, ancak ve ancak manevî bombalar lâzım ki, o da hakaik-i Kur'aniye ve imaniye atom bombası olup o dehşetli solculuk cereyanını durdursun. Yoksa adliye vasıtasıyla yüzden birine verilen maddî ceza ile bu küllî kuvvet tevkif edilmez.

Onun için dindar milletvekilleri bu ta'cili lâzım gelen hakikatı te'hir etmelerinden, çok defa tecrübelerle gördüğümüz gibi bu defa da küre-i hava şiddetli soğuğu ile buna itiraz ediyor.İki dehşetli harb-i umumînin neticesinde beşerde hasıl olan bir intibah-ı kavî ve beşerin tam uyanması cihetiyle kat'iyen dinsiz bir millet yaşamaz. Rus da dinsiz kalamaz, geri dönüp Hristiyan da olamaz. Olsa olsa küfr-ü mutlakı kıran ve hak ve hakikata dayanan ve hüccet ve delile istinad eden ve aklı ve kalbi ikna' eden Kur'an ile bir musalaha veya tâbi' olabilir. O vakit dörtyüz milyon ehl-i Kur'ana kılınç çekemez.

Said Nursî