Esselamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatuhu,
Evvela: Umum Abilerimizin Ramazanını tebrik eder, müstecab dualarınızı bekleriz.
Saniyen: 11 Eylül'de New York'ta meydana gelen üzücü hadise, buradaki Müslümanları çok müteessir etti. Bir çok ehl-i hizmet Müslüman, bu hadisenin buradaki hizmetleri çok gerileteceği endişesinde idi. Ufak-tefek birkaç hadisenin dışında, Elhamdülillah, insanlarda İslamiyet'in hakikatini öğrenmek için bir iştiyak ve merak uyanmasına sebep oldu. Bizim için de, Risale-i Nur'un müsbet hareket düsturunun ehemmiyetini hakkalyakin müşahede etmemize, bu eserlerin kıymetini bir daha idrak etmemize vesile oldu.
Bu hadise vesilesi ile birçok dinlerarası dua merasimlerine, İslamiyet'le ilgili toplantılara iştirak ettik. Buralarda Müslüman olmayan birçok kişiye İslamiyet'i anlatma fırsatı oldu. Buradaki camilere de, Hristiyanlar'dan ziyaret edenler oldu. İslamiyet hakkında pek çok sualler soruyorlar, cevaplarını alınca gayet memnun olarak ayrılıyorlardı. Son zamanlarda İslami eserlere ilgi ve rağbet çok arttı. Kur'an-ı Kerim, son ayların en fazla satılan kitabı.
Salisen: Bu civardaki dershanelerimizde derslerimiz devam ediyor. Derslerimizin bir kısmı İngilizce ve Arapça oluyor. Burada yaşayan, çoğu ögrenci olan Türk arkadaşlarla da Türkçe derslerimiz devam ediyor. Bu derslerimizle beraber, bir kısmı bölgesel ve bir kısmı Amerika çapında yapılan bazı İslami toplantılara katılmaya çalışıyoruz.
Bu son iki ay içinde, ayrı ayrı üç büyük İslami toplantıya katıldık. Bu toplantılar, Amerika'daki Müslümanların bir araya geldiği, tanışıp kaynaştığı, İslami kitap, elbise gibi ihtiyaçlarını temin ettikleri, bununla beraber gelen alimlerden İslami konferanslar dinledikleri organizasyonlar... Özellikle bu son katıldıklarımız, adeta küçük bir Hac merasimi manasını ihtiva etmekteydi. Bu toplantılarda her milletten, her yaştan, her renkten, her cemaatten insanlarla tanışıp görüşebilirsiniz.
Bu toplantılara katılmak, Alem-i İslam'ın Türkiye hakkındaki menfi kanaatlerinin izalesine de vesile olmakta. Üstadımız'ın Emirdağ Lahikası'nda geçen "Size kat'iyyen ve çok emarelerle ve kat'î kanaatımla beyan ediyorum ki; gelecek yakın bir zamanda, bu vatan, bu millet ve bu memleketteki hükûmet, âlem-i İslâm'a ve dünyaya karşı gayet şiddetle Risale-i Nur gibi eserlere muhtaç olacak; mevcudiyetini, haysiyetini, şerefini, mefahir-i tarihiyesini onun ibrazıyla gösterecektir." ifadesini bu toplantılarda bizzat müşahede ettik. Zira bazı çevreler tarafından yayılan "Türkiye'de Müslümanlık tamamen bitmiş." gibi mülahazalar, en azından bizimle görüşenlerde zail oluyor. Tanıştığımız bazı kardeşler: "Türkiye'de halen Nur Talebeleri hizmetlerine devam ediyorlar mı?" diye soruyorlar, hizmetlerin devam ettiği müjdesini alınca sevinçle ve ümitle ayrılıyorlardı.
Bu toplantıların bir tanesi, Temmuz ayı içerisinde, Ohio Cleveland'da oldu, diğer ikisi Ağustos ayı içinde Chicago'da yapıldı. Bu tür toplantılar, Risale-i Nurlar'ın Amerika'da intişarı açısından çok büyük bir fırsat. Çünkü; Amerika'nın, hatta dünyanın dört bir yanından insanlar gelip, bu toplantılara katılıyor. Buralarda cami, hapishane imamları, İslami derneklerin yöneticileri, İslami yayınevleri ve dünyanın diğer bölgelerinden katılan müslümanlarla görüşmek mümkün.
İlk olarak ICNA (Islamic Circle of North America)'dan bahsetmek istiyoruz. ICNA Amerika'nın 2. büyük İslami organizasyonu. Bu organizasyonun yıllık toplantısı Ohio Cleveland'da Temmuz ayı başında oldu. Toplantı, şehrin merkezindeki bir parkta, Kabe imamının (Sudeysi) Cuma namazını kıldırmasıyla başladı. Farklı farklı milletlerden, 6000'den fazla Müslümanın aynı anda Amerika'nın orta yerinde namaz kılması görülmeye değer bir manzaraydı.
Bu toplantının pazar kısmında, Risale-i Nurlar'ı teşhir ettiğimiz bir standımız vardı. Elhamdülillah, bir çok Müslümanla görüşüp tanışmaya, Risale-i Nurlar'ı tanıtmaya vesile oldu. Masamızı ziyaret edenler arasında çeşitli meslek gruplarından ve farklı milletlerden insanlar vardı. Bunlardan bir tanesi, Amerikan Deniz Kuvvetleri'nde imamdı. Türkiye'den bir abimiz vasıtasıyla gıyaben tanıştığımız bu zata, adresi değiştiği için ulaşamamıştık. Masada Risaleleri görünce, kendisi geldi. Risaleleri tanıdığını, kendisinde tüm Külliyat'ın bulunduğunu ve bunların kendisinin en sevdiği kitaplar olduğunu söyledi. Tanıştığımızda ise, bu zatın aradığımiz kişi olduğunu öğrendik.
İki tane imam, kendi camilerine koymak için İngilizce birer takım Külliyat aldı, bunlardan biri, ilk olarak sadece Sözler'i almıştı. 1-2 saat içinde biraz göz gezdirmis. Sözler'i beğendiği için bütün külliyatı aldı ve arkadaşına da Sözler'i aldırdı. Hastanenin psikoloji servisinde çalışan bir Müslüman psikolog, Hastalar Risalesinden aldı.
Standımızın ziyaretçileri arasında, bir de Hristiyan bir Amerikalı vardı. İlk başta oldukça çekingen duruyordu. Hatta kendisine, ortak bazı değerlerimizin olduğundan bahsettiğimizde: "Bizim sizinle paylaşacak neyimiz olabilir ki?" demişti. Ancak İslamiyet'in Hristiyanlığa bakış açısından, aynı Allah'a inandığımızdan, onların inandığı peygamberlere inanmamızın imanımızın bir şartı olduğundan bahsedince o tepkisi kırıldı. Kendisine İhlas Risalesi'nden: "Hattâ hadîs-i sahihle, âhirzamanda İsevîlerin hakikî dindarları ehl-i Kur'an ile ittifak edip, müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi; şu zamanda dahi ehl-i diyanet ve ehl-i hakikat, değil yalnız dindaşı, meslekdaşı, kardeşi olanlarla samimî ittifak etmek, belki Hristiyanların hakikî dindar ruhanîleri ile dahi, medar-ı ihtilaf noktaları muvakkaten medar-ı münakaşa ve niza' etmeyerek müşterek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifaka muhtaçtırlar." kısmını gösterdik. Kendisine 23. Söz'ü hediye ettik, gayet memnun ve müteşekkir ayrıldı.
Bu toplantılar vasıtasıyla, Risale-i Nurlar sadece Amerika'ya değil, Allah'ın izniyle Kanada'ya da intişar ediyor. Toronto'dan bir kitabevi sahibi, İngilizce küçük Risaleler'den yüklü bir miktar aldı.
Cleveland'daki toplantıdan bir ay sonra, Ağustos ayı sonunda Chicago'da yapılan iki büyük toplantıya daha katıldık. Bunlardan birisi, ISNA (Islamic Society of North America)'nın düzenlediği yıllık toplantıların 38. siydi. ISNA; Amerika'daki en büyük İslami organizasyon. Bu seneki yıllık toplantısına 35.000 kişi civarında Müslüman iştirak etti. Çok büyük bir ana salon ile birlikte, 3 gün toplantıların devam ettiği, herbiri 200 ila 500 kişi kapasiteli 40 adet civarında konferans salonları vardı. Bu salonlarda dört gün boyunca konferanslar, paneller düzenlendi. Bunların arasında Türkiye'den gelen bir abimizin konuşması da yer aldı.
Standımızda İngilizce ve Arapça büyük külliyat ve diğer küçük Risaleler, sair dillere çevrilmiş bütün Risaleleri teşhir ettik. Çünkü Amerika'da dünyanın her yerinden insanlarla karşılaşmak mümkün. Özellikle kendi dillerine çevrilmiş Risaleleri görünce çok dikkatlerini celbediyor. Bu toplantıda da, pekçok kişi gelip standımızı ziyaret etti. Dikkat çeken bir nokta; Risaleleri gören insanlar "Türk müsünüz?" diye soruyor. Cenab-ı Hakk'a binler şükür, Risaleler'den haberi olan pekçok kişinin gelmesi Risaleler'in dünya çapında duyulduğunun en büyük alametiydi.
Ziyaret edenler arasında, Iowa'da yaşayan bir Arnavut genç, kendi eyaletinde yaşayan 8.000 Boşnak için Boşnakça ve Arnavutça Risalelerden aldı. Daha sonra haberleştiğimizde, Boşnakça Risaleleri Boşnak Camiine verdiğini söyledi.
Kanada Quebec'ten bir caminin kitap sorumlusu başka bir genç Fransızca Risaleler'den aldı. Ayrıca Meksikan-Hispanic (Meksika-İspanyol asıllı Amerikalı) Müslümanların kurduğu bir cemiyetin yetkilisiyle tanıştık. Kendisine İspanyolca kitap olmadığı için, e-maille İspanyolca Risalelerden bir kısım gönderdik. İşte bu nevi faaliyetlerle, sadece Amerikalılar'a degil, bütün ülkelerden insanlarla irtibat kurma imkanımız oluyor.
Bu toplantıda müşahede ettiğimiz başka bir hakikat da, atılan Nur tohumlarının sümbülsüz kalmadığıydı. Standa gelen bir Amerikalı, yaklaşık 25 sene evvel Ayet-ül Kübra'yı okumuş ve çok beğenmiş. Ayrıca, o senelerde Amerika'daki abilerin çıkardığı "NUR-The Light" dergisine aboneymiş. Daha sonra irtibatı azalmış. "Hala Nur hizmeti devam ediyor mu?" diye sordu ve duyduğu hizmetlerden çok memnun oldu. Kendisine NUR-The Light dergisinin elimizdeki tek nümunesini hediye ettik.
Aynı günlerde, Chicago Hilton Oteli'nde düzenlenen MAS (Muslim American Society)'in yıllık toplantısına NURSA (Nur Students of America) adına katıldık. MAS topluluğu, Afrikan-Amerikan Müslümanların kurduğu Amerika çapında büyük bir İslami organizasyon. İlk başta Zenci milliyetçiliği hareketi olarak başlamış olan hareket, 1970'li yıllarda şimdiki İmamları olan W. Din Muhammed'in gayretleriyle Ehl-i Sünnet çizgisine çekilmiş. Bu Zat, müsbet hareket tarzını benimsemiş. Bu yüzden bu cemaatle anlaşıp konuşmak, Risale-i Nur hakikatlarını anlatmak ve izah etmek çok kolay. Bu toplantıya da, Amerika'nın dört bir tarafından kalabalık bir cemaat iştirak etmişti.
MAS üyeleri, umumiyetle sonradan Müslüman olduklarından İslamiyet hakkında yeni bir şey öğrenmeye gerçekten meraklılar ve biz bir şeyler anlatırken pür dikkat dinliyorlar. Standımızı ziyaret eden herkese, Risaleleri tarif edici genel bir malumat veriyorduk. Risaleler'in, Kur'an-ı Kerim'in bu zamana bakan Ayetlerinin tefsiri olduğu, Allah'ın varlığını ve birliğini akli ve mantıki delillerle ispat ettiğini, Haşir ve Ahiret gününün varlığını Haşir Risalesi'yle gözle görmek derecesinde ispat ettiğini, imani mevzularda aklımıza gelen her sualin cevabını Risale-i Nur Külliyatı'nda bulabileceğimizi hızlı bir şekilde anlatıp, her birine velev bir ders de olsa Risale-i Nur'dan ufak bölümler okumalarını rica edince, büyük bir memnuniyetle kabul ediyorlardı. Okuduktan sonra tasdik ediyor ve gerçekten etkilendikleri yüzlerinden belli oluyordu.
Bu arada ufak bir not: Afrikan-Amerikalılar'ın bazıları, işledikleri kanun dışı suçlardan dolayı hapishaneye giriyorlar ve hapishanede İslamiyet'i tanıyorlar. İslamiyet'i tanıdıktan sonra da kötü alışkanlıklarını terkediyorlar. Bu yüzden, Devlet; hapishanelerde Müslümanlığın yayılmasını destekliyor, teşvik ediyor, her türlü imkanı sunuyor. Mesela; Philadelphia'da, hapishanede 7.000 mahpustan 1.900'u Müslüman ve sayı kalabalık olduğu için, 5 farklı yerde Cuma namazı kılınıyor. Zenci Müslümanlar'dan büyük bir çoğunluğunun hapishanede, ya bir akrabası veya bir arkadaşı bulunuyor, ya da kendisi görevli imam olabiliyor. Biz de, gelenlere hapishanede tanıdıkları olup olmadığını soruyorduk ve Gençlik Rehberi'nde, 13. Söz'ün 2. Makamının Haşiyesi'ndeki: "Hapiste geçen ömür günleri, herbir gün, on gün kadar bir ibadet kazandırabilir. Ve fani saatleri, -meyve-leri cihetiyle- manen baki saatlere çevirebilir ve beş-on sene ceza ile, milyonlar sene haps-i ebediden kurtulmaya vesile olabilir. İşte, ehl-i iman için bu pek büyük ve çok kıymetdar kazanç şartı, farz namazını kılmak ve hapse sebebiyet veren günahlardan tevbe etmek ve sabır içinde şükretmektir. Zaten, hapis çok günahlara manidir, meydan vermiyor." gibi parçaları ellerine verip okutturuyorduk. İşte bu eserlerin, onlara manevi bir teselli olacağını ve bu kitapların büyük bir bölümünün hapishanelerde, zindanlarda telif edildiğini anlatıyorduk. Hakikaten pür dikkat dinliyorlardı; biz de mescidlerine verilmek üzere küçük kitaplardan birer takım hazırlayıp, veriyorduk. Üstadımız'ın, 28 sene çektiği eza ve cefalar içinde telif edilen bu eserler, inşaallah Amerika hapishanelerinde de Müslümanları manen tenvir edip, aydınlatacaklar.
Bazen gelenlere şöyle bir sual soruyorduk: "Allah'ı bilmek ister misiniz?.." Bu suale karşıdaki insan evvela, şaşkın bir şekilde ve hayret içinde: "Evet" diyordu. Biz de, Ayet-ül Kübra Risalesi'nden seçtiğimiz yerleri gösterip biraz okumasını rica ediyorduk. Bu Risalenin kainatta gördüğümüz her şeyle Allah'ın varlığına deliller göstererek izah ve ispat ettiğini anlatıyorduk.
Standımıza Malezyalı bir üniversite talebesi geldi, tanıştıktan sonra Malezyalı olduğunu öğrenince Malayca'ya çevrilmiş kitapları gösterdik. Kitapları alıp hemen incelemeye başladı. Biz de Ona Risaleler hakkında umumi bir malumat verdik. Malayca'ya çevrilmiş bütün kitapları aldı.
Washington D.C.'de öğretmenlik yapan bir hanım, bize, lise çağındaki çocuklara okuyabileceğimiz kitap olup olmadığını sordu. Biz de, Gençlik Rehberi'ni gösterip, özellikle Meyvenin 6. Meselesi'ni ve geçen diğer mevzuları okuyabileceğini ve hakikaten onlar için çok faydalı olacağını, gençlik nimetinin önemini, gençlikte yapılan ibadetin ne kadar önemli olduğunu inşaallah idrak etmelerine vesile olacağını anlattık. Diğer kitaplardan da alıp, çok memnun bir şekilde ayrıldı.
Standımızı ziyaret eden Müslümanlar'ın hemen hemen hepsine, Hutbe-i Şamiye'de geçen, "...Avrupa ve Amerika İslamiyet'le hamiledir, günün birinde bir İslami devlet doğuracak, nasıl ki Osmanlılar, Avrupa ile hamile olup bir Avrupa devleti doğurdu."
"...Ey Cami-i Emevi'de kardeşlerim ve yarım asır sonraki Alem-i İslam camiindeki ihvanlarım! Acaba, baştan buraya olan mukaddemeler netice vermiyor mu ki, istikbalin kıtalarında hakiki ve manevi hakim olacak ve beşeri, dünyevi ve uhrevi saadete sevkedecek yalnız İslamiyet'tir ve İslamiyet'e inkılab etmiş ve hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak İsevilerin hakiki dinidir ki, Kur'an'a tabi' olur, ittifak eder." gibi yerleri okuttuk ve bu hutbenin 100 sene önce verildiğini belirttik. Böyle ümitvar haberleri okuyunca tasdik ediyorlar, "Biz de aynen görüyoruz." diyorlardı.
Tanıştığımız kişilerin mümkün olduğu kadar e-mail adresleri, yoksa en azından ulaşabileceğimiz bir telefonunu muhakkak alıyor ve hangi Risaleleri almışlar, ne gibi sualleri sormuşlar ise, ufak notlar halinde yazdık ki, irtibatımızı sürdürme imkanı olsun.
Nurların merkez-i intişarı olan mübarek vatanımızdaki umum abilerimize selam eder, bu mübarek günlerde dualarınızı bekleriz.
Amerika / Connecticut-Philladelphia-New
Jersey'de Bulunan
Dualarınıza Muhtaç Kardeşleriniz
-
© www.SaidNur.com ©