YAKATERİNBURG EHL-İ VUKUF RAPORU
Bu yakınlarda, Yakaterinburg ülkesinde, Risale-i Nur aleyhine 4-5 muhtelif bakışla dünyaya bakan insanlar tarafından itirazla savcılığa iddia verilmiş. Savcılık ise vukufsuz ehl-i vukuf olan feylesof ve Yakaterinburg Baş Devlet Üniversitesi Profesörlerinin bunları araştırıp kendi reylerini bildirmelerini istemiş.
İddiada deniliyor ki:
Bu adamlar, bu kitaplar vasıtasıyla milletçilik,
fanatizm, ekstiremizm, Türki halkları birleştirerek Osmanlı
Devleti kurmak ve hakiki devlet aleyhine çevirmek istiyorlar.
Expertlere (uzman-bilirkişi) böyle iddiada suallerden sonra onların cevaplarının kısa tercümesi:
1- Feylesof Yahudi Prof. Kadın Runyova'nın cevabı: Bu kitaplar dinî ve milliyetçi adavete teşvik ediyor. İslam dininin başka dinlerden (yani Hıristiyanlıktan ve Yahudilikten) yüksek olduğunu bildiriyor. Dinsizlere karşı açık, sert yönelir. Said Nursi, Ayet-ül Kübra risalesinde adavetle, tahammül edilmez derecede zındıklara, dinsizlere, kafirlere, ateistlere, komünistlere karşı çıkarak ancak İslam dininin yüksekliğini ispata çalışıyor. Ayet-ül Kübra'da 14. sahifede diyor ki; İslam'a karşı çıkan dinsizliğin mahiyeti; cahiliyet, inkar ve ademdir. Dinsiz adamın cahil olduğunu söylüyor. Müellif, Kuran'la barışmayan feylesof ve alimlerden rahatsız oluyor. Bu alimler dalalete girerek komünistlik yolu ile mutlak dinsizliği neşre çalışıyorlarmış. Dinsizlik hastalığı yayılmaya başlıyor. Bu da anarşistliğe sebep olabilir diyor. Müslüman'ın başka dini kabul etmesini mümkün görmüyor ve anarşist olacağını söylüyor. Bununla da yine İslamın yüksekliğini göstermeye çalışıyor. Rusça Ayet-ül Kübra'nın sonunda, "Rus da dinsiz kalamaz, geri dönüp Hıristiyan da olamaz." diyor. Dinsizliğin büyük cinayet olduğunu, hatta bin katl hükmünde olduğunu, insanın dinsizliği başka mahlukatın hukukunu tahkir olup buna da yerin göğün hiddete geldiğini ve muhtelif tokatlarla tokatladığını, dinsizliğin bir daha cinayet olduğunu bildiriyor. Kuran'dan gelen bir nurun, imanlı insanlara istinad yeri olacağını söylüyor.
Uhuvvet Risalesinde Yahudi milletine karşı çok adavetçi ve sert davranıyor. Bunu da bilmek lazımdır ki, Said Nursi 19. asrın sonunda 20. asrın evvelindeki Yahudi milletinin alçak ve fakir zamanını gösterir. Aynı kitapta elmasçı Yahudi misali ile bu milletin hırslılığını bildirmek istiyor. Başka bir sahifede "Ey iman edenler, birbiri içinde daire halinde ne kadar düşman olduğunu bilir misiniz?" söylüyor. Müellifin fikrinden anlaşılıyor ki, başka dinde olanlar ve dinsizler İslam'a düşman olduğu için bunlara karşı Müslümanların birleşmesi lazımdır, diyor. İhlas Risalesinde bir daha Allah'a ve Kur'an'a inananları dinsizlere ve ehli dünyaya karşı koyarak ve ehli dünyanın yanlış yolda olarak aşağı ve zayıf olduklarını bildiriyor. Dinsizler, nefsin arzularının tesirinden, kör olarak neticeyi görmüyorlar diyor. Nefse tabi olan insanlar ve aşağı insanlar muvakkat lezzetler için dünya ve menfaat için ittifak ediyorlar, diyor. Kitapların çok sahifelerinde kafirlere karşı böyle açık sert kelimelere rastlamak olur. Mesela; bütün kafirler yüz derece imanlı Müslümanlardan aşağıdır diyor. Tabiat Risalesinde, dinsizlere ve ateistlere sert davranışı kitabın özünde okunuyor. Diyor ki, "Bu kitap dinsizlik ve materyalist fikrini bir daha dirilmeyecek surette öldürüyor. Ateistler ve maddeciler tabiata bakışlarında vahşilerden daha vahşidirler." diyor. Kur'an'a teslim olmayanlar ahmak hayvandan daha aşağı ve cahiliyetin, ahmaklığın en aşağı derecesindedirler diyor. Yirmiüçüncü Sözde dinsizlere bir daha sert davranışla, dinsizliğin kainatı tahkir olduğunu bildiriyor. Bununla dinsizleri, başka dinden olanları aşağı görüyor.
Hanımlar Rehberi kitabında ilk sayfadan başlayarak, muasır hayat tarzı İslama zıttır ve kadınlar, çocuklarını ve ailelerini dünya hayatından çekmekle necat bulurlar diyor. Dünyevi komiteler, cem'iyete, İslama ve gençlere zarar veriyorlar. Kadınların saadeti ancak dini ve İslami terbiyede ve İslam dairesinde olur diyor. Yine başka bir sahifede kafirlerle, masonlarla, anarşistlerle barışmıyor. Müellif diyor ki: Masonlar ve dinsizler ilk planlarında bolşevizm terbiyesi vermek için bir zamanlar mektepler açmışlar. İslam bayraktarı olan bu Türk milletinin çocuklarının Risale-i Nur okumaları, gençlerin başına gelen bu musibeti karşısına alır diyor ve masonların, zındıkların ve anarşistlerin şerrinden kurtulmasına ve necatına vesile olur diyor. Başka bir sahifede, çocukluktan İslam terbiyesinin alınmasına çok dikkat ediyor ve çocukta din terbiyesi olmazsa, sonra çok zahmetlerle İslamı ve dini ruhunda yerleştirir diyor. Anne ve babasını dindar görmezse, aklı ve dünyevi ilimler bir yabanilik verir ve neticede anne ve babasına hürmet etmeyerek onların ölmesini arzu edecek diyor. Müellifin sözünden anlaşılıyor ki, muasır dünyevi hayat, dini hayata zıttır ve hakiki hayırlı hayat ancak İslamdır.
Expertin umum geldiği netice: BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ'NİN DOKUZ RUSÇA KİTAPLARINI OKUDUKTAN SONRA BU NETİCEYE GELDİM Kİ, BU KİTAPLAR İSLAMIN SÜNNİ İSTİKAMETİNDE OLUP, Müellif Said Nursi, İslam fundamentalizminin 19. asrın sonu 20. asrın evvelinin takdimcisidir. Eserlerinde İslamın başka dinlerden üstünlüğünü gösteriyor. (Yahudilikten, Hıristiyanlıktan) Hasseten, dinsizlere ve ateistlere keskin karşı çıkıyor. Eserlerinde umum İslam birliğine davet ediyor. Dört yüz milyon Kur'an istikametinde gidenlere düşman olamaz kelimesini kullanıyor. Bu da Rusya'da ve Orta Asya'da geçmiş Sovyetler Birliğinde yaşayanlara aittir. Demek oluyor ki, çoğu 2000 yılında tercüme olan bu kitapların yayınlanması, başka dinde olanları bahusus dinsizleri İslama çekmek için hesap edilmiştir. Açık ve adavetli olarak Yahudilere karşı davranışı, onların aşağı olduğunu bildirerek milletler arasında münakaşa yaratmak gibi kıymetlendirmek olur. Ben böyle hesap ediyorum ki, bu kitapların yayılması R. F. 28. 29. Anayasa maddesine aittir ve İslam fundamentalizm merkezlerinin, dini ve milli adaveti yayması maksadıyladır.
Yakaterinburg Baş Devlet
Üniversitesinin Tarih Felsefe Din Doçenti
Felsefe İlimleri Namzedi T. A. Runyova.
2. Expert: Ural Devlet Üniversitesi Tarih Felsefe Din
Bölümü Doçenti.
Bu kitapların ismi, Risale-i Nur Külliyatıdır. Müellifi,
Bediüzzaman Said Nursi'dir. (1876-1960) Dokuz kitapla tanış
oldum: Ayet'ül-Kübra (Kainattan Halikını soran bir seyyahın
müşahedatı), Meyve Risalesi, Tabiat Risalesi (Dinsizlik
fikrini dirilmeyecek şekilde mahvediyor), Yirmiüçüncü Söz,
Uhuvvet Risalesi, Hanımlar Rehberi, İhlas Risalesi, Hastalar
Risalesi, Yirmiüçüncü Söz (Almaata baskısı).
Kitapları okuduktan sonra bu karara geldim ki; dini tebliğ maksatlı, Sünni istikametinde İslam fundamentalizminin 19. asrın sonu 20. asırda açık takdimcisidir. İslamın ancak güzel tarafını gösteriyor. Başka dinlerden üstün bilerek yegane hakikatin İslam olduğunu bildiriyor. Kitaplardan maksat, İslam dinini başka dine tabi insanlar arasında yaymak. Hatta dinsizler ve kafirleri de İslama yöneltmektir. Müellif umum insanlığı bu arada Rusya'da yaşayan milletleri de İslama davet ediyor. Bu maksatla kitapları Rusça'ya tercüme ederek büyük sayıda (on binlerle) Rusya Federasyonunda neşrediyorlar. Said Nursi, İslama inananları, Hıristiyan ve Yahudileri dakik izah ediyor. Başka dinleri aşağı görüyor, ama kafirle mübarezede muvakkat ittifak olabilir diyor. Ancak Said Nursi tahammül edilmez derecede adavetle sert olarak zındıklara, kafirlere, ateistlere bahusus komünistlere, masonlara vuruyor. Bu ise Ayet'ül-Kübra, Meyve, Tabiat, İhlas ve Yirmiüçüncü Söz Risalelerinde açık görünüyor. Misal olarak Ayet'ül-Kübra'da müellif kafirleri cahil hesap ederek kafirler, cahildirler. İnad edenler, sulh-u umumi düşmanlarıdır diyor. Bahusus Ayet'ül-Kübra'nın Said Nursi'nin hayatına ait kısmında dinsizlere, kafirlere, komünistlere ve ateistlere çok açık sert davranıyor. Yirmiüçüncü Sözde dindarları ve dinsizleri karşılaştırarak, dinsiz adam en aşağı derecededir diyor. Sonra tasdik ediyor ki inkarcılık, şer ve tahriptir, kainatı tahkirdir, insanlığı tenzildir. İnkarcılık, insanı bedbaht, zaif dereceye indiriyor. Hatta ölü hayvandan da aşağı düşürüyor diyor. İhlas Risalesinde Allah'a ve Kur'an'a inananlarla kafirleri karşılaştırıyor ve kafirler ehl-i iman Müslümanlardan yüz derece aşağıdırlar diyor. Tabiat Risalesinde dinsizleri, ateistleri tahkir ederek, materyalistlere, Kur'an'a tabi olmayanlara vahşi ismini veriyor ve ahmak hayvandan daha aşağı hesap ediyor. Maddecileri en ahmak ve cahil olarak adlandırıyor. Meyve Risalesinde tekrarla dindarları ve dinsizleri açıklayarak, inkar, mevcudatın hukukuna tecavüz olduğunu hem de büyük cinayet olarak hatta bin katl gibi hesap ediyor. Bütün bunlarla tebliğ olunuyor ki İslam, dinsizlerden ve ateistlerden üstündür. Tahammül edilmez derecede başka dinde veyahut yolda olanları tahkir ediyor.
Ben hesap ediyorum ki, bu kitapların tebliği, yayılması ve satılması dini adavetleri getirebilir. Uhuvvet kitabında Yahudilere sert davranarak onların aşağı ve bedbaht olduklarını (20. asrın evveline aittir), başka milletlerden aşağı ve haris olduklarını gösteriyor. Hesap ediyorum ki bu tebliğler, kitaplar, kenar devletlerden Rusya'nın dağılması için istifade ediliyor ve bizim cemiyetimizde extremizm, milli adavet kökleştirmek isteniliyor.
Ural Devlet Üniversitesi Tarih Felsefe
Din Bölümü Başkanı
Doç. Dr. Victorov Vilademir Petroviç
3. Expert: Ural Devlet Üniversitesi Tarih Felsefe Din
Bölümü Doçenti Çernişkova Zoya Yelifeyryivna
Kitapları okuduktan sonra bu kanaate geldim ki, bu kitaplar
muasır fundamentalizmine uygun kitaplardır. Burada olan
fikirler, İslam ve Kur'an'ın verdiği istikamet tarzındadır.
Dikkati ve fikirleri, birliğe, kardeşliğe ve bütün dünyada
olan Müslümanları birleşmeye çağırıyor. Gösterilen
eserlerde, dini adavete çağıracak hiçbir esas yoktur. Bu
kitaplarda, kendi dinini üstün görerek başkalarını tenzil
edecek tebliğ yoktur. Bu kitaplardaki esaslar:
Dini adavete davet edecek veyahut başka dinleri aşağı göstererek tahkir edecek fikirler, bu kitaplarda yoktur.
Doç. Çernişkova Zoya Yelifeyryivna
URAL DEVLET ÜNİVERSİTESİ RUS DİLİ BÖLÜMÜ FİLOLOJİ İLİMLER NAMZEDİ PLOT NİKOVA ANNA MİHAİLONNA
Rey (Netice)
Araştırılan kitaplar, Risale-i Nur Külliyatı olarak
tanınmış dini eser olarak Müslümanlar için yazılmış,
Kur'an'ın bazı hisselerinin tefsiridir. Said Nursi'nin
eserlerinin; harika, orijinal, kıymetli ve umum Müslümanlara
ve beşeriyete Kur'ani bir rehber ve mürşid-i ekmel eserler
olduğunun kanaatine vardık. Deniliyor ki; kim sarsılmaz iman
istiyorsa, dinsiz anarşistliğe karşı mağlub edilmez silah
arıyorsa, Ayetü'l-Kübra'ya müracaat etsin. Eserlerde adavetli
tahammül edilmez kelimeler de vardır:
A-) Mümkün değil, bir Müslüman başka dine girsin, Hıristiyan veyahut Yahudi olsun, bahusus komünist olsun.
B-) Sulh-u umumi düşmanı olan kafirler, milliyetçilik vasıtasıyla büyük zarar vurmak istiyorlar ve o muzır nefsin hatırı için mü'minlere adavet etme. Eğer düşmanlık etmek istersen, kafirler zındıklar çoktur, onlara adavet et.
Bu kelimelerden ateistlere karşı adavete, kine ve hücuma davet ediyor, ibareli olarak başka din mensuplarına.
Risale-i Nur eserlerinde milliyetçi tahammül edilmez ifadeler Yahudi milletine karşı vardır:
A-) Evet her milletten ziyade hırs ile dünyaya saldıran Yahudi milletinin zillet ve sefaleti, bu hükme bir şahid-i katı'dır.
B-) Hem daire-i insaniye içinde, her milletten ziyade hırs ile dünyaya yapışan ve aşk ile hayat-ı dünyeviyeye bağlanan Yahudi milletidir.
Bu misali ise iki yerde tekrar ediyor: "Sarhoş ve divane olan ve şişeleri elmas fiyatı ile alan cevherci bir Yahudi gibi beş paraya değmeyen fani, zail, muvakkat ehemmiyetsiz umur-u dünyeviyeye güya ebedi dünyada durup ebedi kalacak gibi, şedit bir hırs ile ve daimi bir kin ile mütemadiyen bir adavetle mukabele etmek." "Divane olmuş elmasçı bir Yahudinin beş para cam parçasına beş lira fiyat verdiği gibi" ibaresi.
II-) Bu eserlerde, İslam kat'i olarak başka dinlerden üstün olarak gösteriliyor. Bu kelimelerden mesela:
A-) İman ise ilimdir, vücudidir, ispattır, hükümdür. Her menfi meselesi dahi bir müsbet hakikatin unvanıdır diyor. Yani İslamın menfi meseleleri dahi üstündür.
B-) İki dehşetli harb-i umumi neticesinde beşerde hasıl olan bir intibah-ı kavi ve beşerin tam uyanması cihetiyle, kat'iyyen dinsiz bir millet yaşayamaz. Rus da dinsiz kalamaz. Geri dönüp Hıristiyan da olamaz. Olsa olsa küfr-ü mutlakı kıran ve hak ve hakikate dayanan, hüccet ve delile istinad eden ve aklı ve kalbi ikna eden Kur'an ile bir müsalaha veya tabi olabilir. Bütün bu kitaplarda İslam'ın başka dinlerden üstün olduğu belirtiliyor. Mesela; Risale-i Nur kitapları ispat ediyor ki, yakın gelecekte İslam, beşerin fıtri dini olacak. Risale-i Nur, Kur'an'ın mucizesi olarak adlandırılır. Yani bu asrı halas edecek yegane sebebidir ki, insanların kalbinden manevi cehennemi tamir eder ve zamanın arayışına bir manevi mucizedir diyor. Başka din mensuplarına ve ateistlere müellif, kafir ve anarşist diyor.
URAL DEVLET ÜNİVERSİTESİ MATBAA FAKÜLTESİNİN
BÜYÜK ÖĞRETMENİ İSHAKHOV R. L.
Yakaterinburg Mahkemesi Tarafından Verilen Risale-i Nur
ile Alakalı Dört Suale Cevaplar:
Tetkike verilen kitaplar, panislamik karakterlidir. Yakın olan
istikbalde İslam, beşeriyetin tek bir dini olacağını
Risale-i Nur kitapları beyan ve ispat etmeye çalışıyorlar.
Çünkü bu kitaplar, imanın erkânlarını, fenden ve
felsefeden gelen şüphelerden izale eder, inkar-ı Uluhiyet
fikrini alt-üst eder.
I
Bediüzzaman öz eserlerinde Risale-i Nur Talebelerine, müspet
hareket etmeği ve Kur'an da bizi maddi cihaddan men' ediyor diye
ders vermiştir.
Said Nursi'nin Risale-i Nur Eserleri, tahkiki imanı kazandırmakla maddi cihada ihtiyaç bırakmadığını ve Risale-i Nurların, elmas kılınç gibi hakikatları yüzer imani meselelerin tılsımını keşfetmekle cihada ihtiyaç kalmadığını kaydediyor.
Bu eserler gösteriyorlar ki; Risale-i Nur Talebeleri siyasetle meşgul değiller ve siyasi cereyanlarla meraklanmıyorlar.
Müellifin fikrince, Risale-i Nur'un mesleği nezihane ve nazikane ve kavl-i leyyindir.
Kimseye, birşeye, nefrete ve adavete teşvik eden hareketlere açık davetler, Risale-i Nur Külliyatındaki Eserlerde yoktur.
II
Madem Risale-i Nur tefsirdir, öyle ise bu suale cevabı
Kur'an'dan da alabiliriz. Bununla beraber Said Nursi kendi
şahsını Risale-i Nur ile kıyas ediyor.
O yazıyor ki; "Şimdi ben anladım ki, eskiden beri bana verilen Bediüzzaman lakabı benim değilmiş, bana emaneten verilmiş. Asıl sahibi Risale-i Nur'dur, şimdi o isim hakiki sahibine iade edildi."
Daha o yazıyor ki; "Size haber veririm ki, her bir Risale-i Nur kitabı bir Said'dir."
Bundan böyle bir netice çıkartmak mümkün: Said Nursi konuşan (gezen) Risale-i Nur gibi oluyor ve Risale-i Nur Kitapları da bir Said Nursi'dir.
Risale-i Nurları, Kur'an'ın sübjektif tefsiri olarak kabul ediyoruz ve Risale-i Nur bir başka Said Nursi'nin ruhi mikyasına bağlıdır. O özü demiş ki, Risale-i Nur, Kur'an'ın elinde bir elmas kılınç ve bütün dalalet cereyanlarına karşı bir atom bombası gibidir.
Risale-i Nur kitaplarının bütün manası, İslam dinini kabul eden insanların en yüksek seviyede olduğunu ve onlar arasında farklı olarak en güzel ahlaklı olanların da Risale-i Nur (Yani Said Nursi'nin ) talebeleri olduğunu beyan ediyor.
III
Said Nursi fikrince Allah'a inanmayan insanlar en aşağı
derecededir. Bunu Kur'an ayetleri ile ispat ediyor.
Risale-i Nur, dünyayı Kur'anî nokta-i nazar ile tefrik ediyor: Darü'l-İslam ve Darü'l-Harb.
IV
Bununla beraber müellifin Kur'anî nokta-i nazara zıt olan
bazı fikirleri de vardır:
İşte, Uhuvvet Risalesinde Yahudi milletine böyle kıymet verir: Her milletten ziyade hırs ile dünyaya yapışan ve aşk ile hayat-ı dünyeviyeye bağlanan Yahudi milleti..
"Hırs" ismi, asıl manada bir fert sıfatının tarifi olabilir. Bu şekildeki bir kıyas, Kur'an'ın Yahudiler hakkında kullandığı "Ehl-i kitap" ismine zıt gidiyor.
Saniyen: Sübjektif olan "Hırslı" ismini bir ferde takmak mümkündür, fakat bu sıfatla bütün bir milletin tesmiye edilmesi haksızlık olur.
İshakhov R. L.
-
© www.SaidNur.com ©