Aziz Sıddık Kardeşlerimiz, bütün dünyada olduğu gibi Mekke-i Mükerreme’de dahi Nur Hizmeti kemal-i iştiyakla ve hararetle devam ediyor. Bu ise pek fevkalade mazhariyettir. Mübarak Seyyidler Cemaatinin hizmet-i Nuriyeyi gaye-i maksad etmeleri ise bütün Alem-i İslam ve beşeriyet için hizmet-i imaniye ve kur’aniye noktasında Rahmet-i İlahiyenin vüsatli bir tecellisi olarak şükranla karşılıyoruz..
Kardeşleriniz.
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللَّهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا
Aziz sıddık kardeşlerimiz!
Evvelen: Sizlere geçen hizmet mektubumuzda Mekke Nur Talebeleri Seyyidler cemaatinin müdavimlerinden Nebil Elbaz Ağabey’in akrabalarından olan ÜMMÜL KURRA Üniversitesi Tıp Fakültesi çocuk sağlığı anabilim dalı başkanı Prof. Dr. Burhan İdris’in Türkiye’ye geldiğinden bahsetmiştik. Reyhanlı’daki Cuma Ağabeyi’nin refakatinde dershaneleri ve Nur Talebelerini hususan Isparta ve Barla’yı ziyaret ettiklerini, İstanbul’da Sungur Ağabey’le, Kastamonu’da Abdullah Yeğin Ağabey’le ve İhsan Kasım Ağabey’le görüştüklerini anlattı. Türkiye’den büyük bir heyecan ve güzel bir intibahla döndü. Beraat Kandili gecesinde evine davet ettiği misafirlerle ders yaptık. Arapça olarak Salı günleri dershanedeki ve Pazar günleri Seyyid Halit el-Cifri’nin evindeki derslere sürekli katılan Burhan İdris, evinde de Risale-i Nur dersi olmasını ısrarla istiyor ve yavaş yavaş hizmet faaliyetine de başlamış bulunuyor. Bir derste bizlere kendi fikir ve hissiyatını üç tahavvülat devresi geçirdiğini;
Birincisi: Kendi ilim ve irfanın ışığıyla beslediği ve takip ettiği fikir ve hissiyat devresi,
İkincisi: Arabistan’da hakim olan düşünce,
Üçüncü: Risale-i Nur’u tanımasıyla bu ikisinin kifayetsizliği ve kısırlığını gördüğü devre.
Diyor ki: “Bendeki fikir ve hissiyat Risale-i Nur ile kemalini ve kararını bulmuştur.”
Mederese-i Nuriye’ye ilk gün bayramlaşmaya gelenlerin içinde o da bulunuyordu. Samimiyet ve alakasıyla sanki yıllanmış Nur Talebesi gibi idi.
Saniyen: Prof. Faris Kaya sempozyumdan bir hafta önce Fehmi Çetinkaya Ağabeyle beraber buraya gelmişti. Faris Kaya hocamızla beraber Suudi Arabistan veliahtının hukuk danışmanı olan Avukat Doktor Abdullah Mücan’la görüşmeye gittik. Bizleri evine davet etti. Evinde avukat, bilgisayar mühendisi, üniversite hocalarının bulunduğu bir mecliste Risale-i Nur’dan, sempozyum ve gayesinden, muhteviyatından bahsettik. Ve kitap hediye ederek sempozyuma davet ettik. Yapılan en son sempozyuma Abdullah Mücan iştirak etti. Büyük bir tesirle buraya döndü. En kısa zamanda Üstad Hazretleri ile ilgili kitap hazırlayacağını söyledi. Risale-i Nur’la alakası devam ediyor. Bizleri de zaman zaman arıyor.
Salisen: Nebil Elbaz Ağabey’in sempozyumda Mekke Nur Talebeleri namına konuşması buradaki nurcu kardeşleri hususan seyyidleri çok sevindirdi. Ayrıca Nebil Ağabey’in Kayseri’de Abdurahman Hoca ile Diyarbakır’daki bazı alimlerle Urfa ‘da Abdulkadir Badıllı Ağabeyler’le görüşmesi Üstad’ın vefat ettiği odayı, ilk kabrini ziyaret etmesi ve Üstad’ın cübbesini giymesi; giydikten sonra kendi üzerinde Üstad’ın omuzlarındaki o yükün ağırlığını şimdi daha iyi hissettiğini ve bu hizmetin burada inkişaf etmesi için daha çok gayret etmek gerektiğini ifade etmesi, seyyid kardeşlerimizi ve bizi heyecana gark etti ve şevk verdi. Onun bu ifadeleri diğer seyyid kardeşleri de Türkiye’ye gelip oradaki hizmeti yakından tanımak ve görmek hususundaki iştiyaklarını ziyadeleştiriyor.
Nebil Elbaz Ağabey RABITAT-IL ALEM-İL İSLAMİYYE’DE vazifeli bulunduğundan dünyanın muhtelif yerlerinden bu teşkilatı ziyarete gelenlere Nurları anlatıyor, kitap ve CD veriyor. RABITATIL ALEMİL İSLAMİYENİN başkanına da Risale-i Nurları takdim etti. İhsan Kasım Ağabey’le daha önce tanışmış olan rabıta başkanı Risale-i Nurları görünce hüsn-ü alaka ile karşıladı. Ayrıca Nebil Ağabey vazifesi itibariyle seyahat ettiği dünyanın çeşitli bölgelerinde -Amerika, Almanya, Afrika- ülkeleri gibi yerlerde de Risale-i Nurları neşrediyor. Umre maksadıyla Mekke’ye gelmiş, beşi yeni Müslüman olmuş Afrika’lı bir heyet RABITATIL ALEMİL İSLAMİYEDE Nebil Elbaz Ağabey’le karşılaştıkların da onları derse davet ediyor. Seyyid Salih Özcan Ağabey, Rusya’dan Hacı Ruşen Ağabey ve Isparta’dan Zarif Ahmed Ağabey’in bulunduğu derse geldiler. Bu heyetin başında bulunan aslı Suriyeli Meksika vatandaşlığı almış bir hoca olan doktor Mudar Abdulgan 12 yıl önce Risale-i Nurları duymuş. Meksika’nın nüfusunun 100 milyona ulaştığını bunun yalnızca 4 bininin Müslüman olduğunu böyle bir esere ve hizmete Meksika’da çok ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Biz Risale-i Nur’dan Arapça olarak anlatırken o da anlattıklarımızı yanındakilere kendi dillerine tercüme ediyordu. Arapça külliyattan eczalar ve Risale-i Nur CD’leri verdik. Bizlere e-mail adresini ve telefonunu vererek irtibat kurmak istediklerini söylediler. Şayet Türkiye’den Meksika’daki kardeşlerle alaka kurulabilirse büyük bir hizmete vesile olabileceği ümidindeyiz.
Adres ve telefonu
mabdulghani@hotmail.com
ceptel: 0052551982139
Yine Nebil Ağabey’in vesilesiyle bir düğün merasiminde Mehmed Paksu hocamızla beraber Elbaz ailesiyle tanıştık. Çok geniş bir aile olduğunu öğrendik. Nebil Ağabey’in kardeşlerinden biri, büyük bir yayınevinin sahibi: EBAZ YAYINEVİ. Risale-i Nur’un Arabistan’da ve yakın memleketlerde inkişafı ve taliplerine suhuletle ulaşabilmesi için yardımcı olabileceğine söz verdi. Biz Nur’dan bahsederken Nebil Ağabey de kardeşini teşci ediyor ve mutlaka Risale-i Nurla ilgilenmesi gerektiğini ifade ediyordu.
Rabian: Üstad Hazretlerinin hayattaki talebelerinden ve varislerinden Urfalı Seyyid Salih Ağabey bu sene Ramazandan biraz evvel Umreye geldiğinde bizlere Üstad Hz’leri ile ilgili şöyle bir hatırasını anlatı.
Hz. Üstad hayatta iken bir gün bana dedi ki: “Mekke-i Mükerreme’deki kutbu azamdan Risale-i Nurdaki bir mevzuya itiraz gelse muhalefet etme, medar-ı ihtilaf noktaları izah et ve elini öp.” Bu mesele Risale-i Nur’da şöyle geçmektedir:
Gavs-ı Âzam'da, kutbiyet ve gavsiyetle beraber, "Ferdiyet" dahi bulunduğundan, âhirzamanda, şakirtlerinin bağlandığı Risale-i Nur, o Ferdiyet makamının mazharıdır. Bu gizlenmeye lâyık olan bu sırr-ı azime binaen, Mekke-i Mükerreme’de dahi ‑farz-ı muhal olarak‑ Risale-i Nur'un aleyhinde bir itiraz kutb-u âzamdan dahi gelse, Risale-i Nur şakirtleri sarsılmayıp, o mübarek kutb-u âzamın itirazını iltifat ve selâm suretinde telâkki edip, teveccühünü de kazanmak için, medâr-ı itiraz noktaları o büyük üstadlarına karşı izah etmek, ellerini öpmektir. (Kastamonu L. 196)
1962’de Seyyid Salih Abi Hacca geldiğinde Haremi Şerif’te otururken zamanın Kutb-u Azam’ı kabul edilen Es-seyid Alevi Maliki el-Haseni’nin ders verdiğini görüyor. Dersindeki bir mevzuya Seyyid Salih Abi itiraz ediyor. İkinci görüşmelerinde Salih Abi söz konusu meseleyle alakalı Risale-i Nur’un bir eserini takdim edip elini öpüyor. Üçüncü defa görüşmelerinde ise bu zatı ziyarete gittiğinde kutb-u azam kabul edilen Alevi bin Maliki el Haseni, Salih Ağabey’in elini öpmek istiyor. Kabul etmeyince Salih abiye diyor ki: “Ben senin elini BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİNİN HATIRI İÇİN ÖPMEK İSTİYORUM.”
Bu sene buraya geldiğinde Seyyid Salih Ağabey ve Seyyid Elbaz Ağabey refakatiyle kutb-u azamın yerine geçen ve oğlu olan Doktor Muhammed bin Maliki el Haseni’nin ziyaretine gittik (Bu zat cazibesi kuvvetli olup bütün dünyada kesretli talebeleri bulunuyor, Alem-i İslam’da hürmet ve itibar gören bir zattır.) Kendisine bir külliyat hediye edip Üstad hazretlerinden ve Risale-i Nur hizmetlerinden bahsettik. Hürmetle karşıladı. Üstadı ve hizmetini takdir ettiğini, külliyatı okuyacaklarını, yanında bulunan alim ve talebelerin de Risale-i Nur’dan haberdar olduklarını söylediler.
Bizim bu görüşmemizden onbeş gün sonra bu zât-ı mübarek 29.10.2004 Ramazanın onbeşinde Cuma gününde vefat etti. Muazzam bir kalabalıkla Harem-i Şerîf’te cenaze namazı kılınıp Cennet-ül Muâllaya sahabeyi kiram hazretlerinin yanına defnedildi. Ağrı’dan Nusret Hoca, Denizli’den Said Atıcı, Reyhanlı’dan Cuma Ağabey, İstanbul’dan Abidin Kavurmacı, Isparta’dan Fuat Tüfekçi, Nurettin Yaşar, Suriye’den Selim kardeşin babası, Cemil Öztürk Ağabeylerle beraber bütün Nur Talebeleri namına taziye ziyaretine gittik. Yerine geçen oğlu AHMED BİN MUHAMMED EL HASENÎ ile ve taziyeye gelen alim ve talebeleri ile tanıştık. Gayet mütehassis bir şekilde hürmet ve alâka gösterdiler.
Hamisen: İSLAM İZCİ BİRLİĞİ TÜRKİYE TEMSİLCİSİ MUHAMMED EMİN HOCA vastasıyla tanışığımız KEŞŞAFİL ALEMİL İSLAMİYYE yani İSLAM İZCİ BİRLİĞİ BAŞKANI Dr. ZUHEYR GUNEYM AYET-ÜL KÜBRA’yı bastırıp bütün izcilerine dağıtıp okutacağını söyledi. Buradaki izcilerin Türkiye’dekinden farklı olarak ilkokuldan üniversite talebesine kadar uzanan geniş bir kitlede müntesibleri bulunuyor. Bu sene Ağustos ayında Konya’ da yapılan beyn-el minel izci toplantısına Mekke’den iştirak eden bir üniversite talebesine Risale-i Nur’u verdik. Ve Mekke’deki derslerimize davet etik. Nurları Türkiyede Muhammed Emin Hocamızdan duyduğunu, birkaç kitap da aldığını, inşallah okuyup derslere geleceğini söyledi. Dr. Zuheyr Guneym ve Hüseyin Sehel’i, Nebil Elbaz Ağabey ile de tanıştırdık. Nebil Ağabey onlara Risale-i Nur okuduğunu, Türkiye’ye gittiğini, bu hizmeti ve Nur Talebelerini yakından müşahede etiğini, çok etkilendiğini, istifade etmek gerektiğini söyledi. Onları kendi evindeki nur derslerine davet etti. “Buyurun derslerimize iştirak edin, sonra bize görüşlerinizi beyan edersiniz” dedi. Hüsn-ü kabul edip en kısa zamanda katılacaklarını söylediler.
Sadisen: Yine Muhammed Emin Hocamız vasıtasıyla Mekke’nin seyyid ve eşraflarından eşi Türk olan Muhammed el Berakati ile tanıştık. Bizleri evine iftar yemeğine davet etti. İslam İzci Birliği Başkanı Zuheyr Guneym, yardımcısı Hüseyin sehl, İslam izci birliği başkanı Türkiye temsilcisi Muhammed Emin Hoca, Nureddin Yaşar Ağabeylerle evine gittik. Risale-i Nur’u Üstad Hazretlerini ve hizmetini anlattık. Türk olan kayınbiraderi nurları seneler öncesinden tanıdığını Ali Ulvi Ağabey’le tanıştığını derslere katılmasının artık vacib olduğunu söyledi. Nurları yeni tanıyanlar için de, bizim için de çok hoş ve feyizli bir müçtema oldu.
Ayrıca Mekke’de hanımlar canibinde de hizmet günden güne inkişaf etmekte. Haftada bir gün mutad Türkçe dersler devam etmekte. Bu derse katılan hanımlardan bazılarının eşleri Suud’lu olup üniversitede hoca, bazılarının eşi Sudan’lı elektrik mühendisi olup hanımları vasıtası ile Risale-i Nur’u tanıma fırsatı buluyorlar ve her hafta derse katılıyorlar. Yine hanımlar arasında Arapça olarak zaman zaman fırsatı buluyorlar ve her hafta derse katılıyorlar. Yine hanımlar arasında Arapça olarak zaman zaman seyyid hanımları ile Risale-i Nur dersi yapılıyor. Mekke’deki nurcu hanımlar kendi hizmetlerini anlatıyorlar: Mekke’de çoğunluğu seyyid ve şeriflerin oluşturduğu; Yemen, Suud, Sudan, Nijerya gibi çok değişik milletlerden müntesipleri olan büyük bir tarikat ki bu tarikat Alem-i İslam’da ve Arabistan’da ilmine itimad edilen nüfuzu kuvvetli Ebubekir-i Meşhur namıyla maruf zatın talebeleri. Bu tarikatın hanımlar kısmı seyyid Nur Talebeleri vasıtasıyla Risale-i Nur’u duymuşlar ve bir miraç kandili gecesinde buradaki nurcu hanımları toplantılarına davet ettiler. Her yaştan genci, yaşlısı ve çocuğu; ilmî, îtikadî ve fıkhî dersler verdiklerini, hanımlara mahsus dergi ve kitap çıkardıklarını söylediler. Bizim dershane-i nuriyemize benzer şekilde tahsis edilmiş bir evi bize gösterdiler. Kitap, dergi, kaset ve CD’lerden oluşan geniş bir kütüphaneleri olduğunu söylediler. Bizler de bu hanımlara miraç risalesini ders yaptık. Mümtaz fikir ve tesbitler olduğunu söyleyip beğenilerini ifade ettiler. Cemaatin hanımlar kısmının en büyük vaize ve hocasına Risale-i Nur ve Cevşen hediye ettik. Cevşenin hususiyetinden ve içindeki Esma-i Hüsnadan, ravisinden bahsedince mest oldular. Ve bizlere biraz Cevşen okuttular. Bu konuşmaya şahit olan diğer hoca hanımlar da Risale-i Nur’u merak ettiklerini, adres ve telefon vererek kendilerine de ulaştırılması ricasında bulundular. Risale-i Nur eczalarından, CD ve kasetlerden kendilerine gönderdik. Ayrıca kütüphanelerine koymaları için Risale-i Nur hediye ettik ki, bu kütüphaneye konulan kitapların bir kısmı okunup geri iade ediliyor ve böylece herkes aynı kitaptan istifade imkanı buluyor. İnşallah bu vesile ile bu hanımların hepsi Risale-i Nur’u duymuş ve tanımış oluyor.Bu babtan olarak biri ilkokul öğretmeni -ki kızı şeriat fakültesinde talebe- diğeri ünversitede görevli iki Suud’lu öğretmen hanım bizden Risale-i Nur’u temin ettiler.
Ayrıca Türkiye’de İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi’ni kazanmış ve siyasal bilgilerde öğrenim görmüş Mekke’de yaşayan Sudan’lı, eşi Afganistan’lı 7 Kuran Kursu müdîresi ve hanım, Cidde Üniversitesi’nde siyasal bilgiler üzerine mastır yapıyor. Mastırında Türkiye’deki siyasi ve dini devreleri anlatırken bir kısmında Üstad Hazretleri ve Risale-i Nur’a yer verdi. Bizden Risale-i Nur kitapları aldı. Bu hanımın iki Türk yengesi de hanım derslerimize düzenli bir şekilde katılıyor.
Buraya gelen bir müjde de şudur ki;
Birkaç gün önce nurcu kardeşlerimizle Harem-i Şerif’teki daimi ders mekanımız olan müezzinlik altında otururken yine şerif olan ve Harem-i Şerif’in ses mühendisliğini yapan Abdulmuin Berkavi yanımıza gelerek şöyle dedi: “Biz duyduk ki bir nur talebesi Fas Kralı’na birçok alim ve basın mensubu huzurunda Risale-i Nur’u takdim etmiş ve Kral da kabul etmiş.” Mehmed Paksu hocamız geldiğinde bu Nur Talebesi’nin İhsan Kasım abi olduğunu söyledi. Sürur ve inşirahımıza diyecek yoktu.
Ey Nur-ul Envar’dan ve Nur-ul Kur’an’dan nur üstadın kalb-i mübareklerine zuhur ile tulu’ eden Risale-i Nur! Sende muhteva olan hakikatler birer nur.. birer elmas.. ve birer cevher olması hasebiyle gözleri kamaştırıyor. Kalbleri, akılları ve ruhları, ecram‑ı ulviyeyi birbirine rabt eden kuvve-i cazibeden daha kuvvetli bir cazibeyle kendine bağlıyor, peykler gibi etrafında döndürüyor.
Pazar dersimizin müdavimlerinden olan seyyid Mevlana diyor ki: “BEDİÜZZAMAN ve RİSALE-İ NUR OLMASAYDI KÜFÜR KABE’NİN TÂ.. İÇİNE KADAR GİRERDİ”
İki senedir Ramazan ayının 25’inde Türkiye’dekine benzer Üstad Hazretlerinin vefatının sene-yi devriyesi münasebetiyle dersler yapılıp, cevşenler okunup, hatimler dağıtılıp ruh-u şeriflerine bağışlanmaktadır.
Buz parçası halinde bulut bir yere düşmüş
Erkek ve kadın hepsi de ol semte üşüşmüş
Her kalbe sürur her göze nur doldu bu günde.
Bir müjde verir sanki o, bir şanlı düğünden
(Emirdağ Lahikası’dan)
Aziz, sıddık kardeşlerim!
Ruh u canımızla mübarek bayramınızı tebrik ediyoruz. İnşaallah, Âlem-i İslâm’ın da büyük bir bayramına yetişirsiniz. Cemahir-i müttefika-i İslâmiye’nin kudsî kanun-u esasiyelerinin menbaı olan Kur'ân-ı Hakîm, istikbale tam hâkim olup beşeriyete tam bir bayramı getireceğine çok emareler var. (Şualar’dan)
Mekke Nur Talebeleri
Ramazan 1425