AMERİKA
NOTLARI
Ehl-i
Hizmet bir abimizin son Amerika seyahati sonunda S. Abiye naklettiği hatıraların kaleme
alınmış seklidir.
Bu
son gidisimizde bizim gördüğümüz, Dershane
hizmetlerinde gecen seneye nispeten çok güzel inkişaflar var. Dershanelerimiz
dolup taşıyor. Endonezya'dan, Nijerya'dan ve Dünya'nın pek çok ülkesinden
insanlarla tanışılıyor ve bunlar dershaneye devam ediyorlar. Ayni zamanda
hidayet vakaları çok artmış. Yani, haftada birkaç kişi hidayete eriyor. Bunlara
bir misal:
Son
birkac ay icerisinde, aslen
Afrikan-Amerikali Tapiwa
isimli siyahi bir genc, Musluman
olmus. Lise caglarinda, Musluman bir hanim tarafindan
verilen bir konferansta, "Muslumanlarin da Hz.
İsa'ya inandiklarini, Onu da bir peygamber olarak
kabul ettiklerini ve Hz. Muhammed ASM.'in da en son peygamber oldugunu" duyuyor. Bu konu hep aklinda
kalmis. Birkac ay once eline bir Kur'an Meali geciyor.
Ve Bakara suresinin yarisina kadar okuyunca, kitabi
kapayarak: "Tamam ben aradigim Hak Din'i
buldum!" diyor. Ondan sonra, uyelerini
Amerika'daki Nur Talebeleri'nin teşkil ettiği Nur-Net isimli İnternet grubuna
Müslüman olduğunu ifade eden bir mektup yazıyor. Bu grup, ABD'deki kardeşlerin
kurmuş olduğu "Nur Students of Amerika"
(NURSA) "Amerika Nur Talebeleri" isimli derneğin de internetteki adresi hükmünde...
Tapiwa
bu adrese yazdığı mektubunda, "Müslüman olduğunu, ancak ne yapması gerektigini bilmediğini" yazıyor. İsmail Turgut kardeş
de, kendisinden hangi şehirde olduğunu ogrendikten
sonra, Dershanede kalan Fatih Kardeş ile birlikte atlayip
Masashuset eyaletine gidiyorlar. Kendisi ile görüşüp
Risalelerden birakiyorlar. Ve o gunden
beri, derslere devam etmeye baslamis ve kisa zamanda cok inkisaf etmis. Daha onceden tanismis oldugu hanim arkadasina demis ki: "Ben Musluman
oldum, caiz degil, daha seninle gorusemem."
Arkadasi demis ki: "Ne
demek Muslumanlik?" Tapiwa da İslamiyet'i anlatmis. Arkadasi demis ki: "Bana musaade et.
Ben biraz arastirayim." Bir hafta kadar arastirdiktan sonra, kendi de Musluman
oluyor. Simdi o da tesetture girmis,
hanimlar canibinde derslere devam ediyor.
Tapiwa
bu sefer arkadaslarina anlatmaya basliyor
ve onlarla uzun uzun sohbet ediyor. Ve sonunda bir grup
arkadasi da diyorlar ki: "Bu cok
guzel bir sey; biz de Musluman olalim." diyorlar
ve hep beraber Musluman oluyorlar. Bu gencler İrlandali 5-6 kişi...
Yeni İslamiyet'e girdiklerinden cok heyecanlilar... O kadar heyecanlilar
ki; kalkiyorlar, İrlanda'nin
baskenti Dublin'e gidiyorlar ve kapi
kapi dolasarak İslamiyet'i
anlatmaya basliyorlar. Birgun;
ikişi cok buyuk bir koskun onune geliyorlar. Biri diyor ki: "Bu kosk cok buyuk;
bizi duyamayabilirler. Zili biraz fazla calalim ve 5
dakika boyunca elini kaldirmadan zile basiyor bu genc... 5 dakika
sonunda kapi aciliyor ve saclari karmakarisik, gozleri yerinden firlamis, korkunc yuzlu bir insan, bunlara hisimla bagiriyor: "Beni
niye rahatsiz ediyorsunuz?" Bunlar diyorlar ki:
"Dur, sabirli ol, tehevvur
etme, kizma, bagirma! Biz
sana cok guzel seyler anlatmaya geldik. Biz sana Allah'i,
İslam'i, Kur'an'i anlatmaya
geldik." diyorlar. Bu da: "Ya oyle mi? Oyle ise iceriye gelin"
diyor.
İceri
giriyorlar. İcerisi odalar, odalar, odalar... ic ice odalardan geciyorlar ve en iceride bir bos
odaya giriyorlar. Odanin ortasinda
bir sandalye, sandalyenin de biraz uzerinde, tavana
asili bir ip - bir urgan, sandalyeye kadar sarkitilmis.
Ve bu adam diyor ki: "Siz kapida zili calarken, ben bu ipi boynuma baglamistim,
intihar etmeye karar vermistim ve dedim ki: `Eger varsan bana bir yol goster!
Yoksan ben intihar ediyorum, ben oluyorum.' Fakat siz siddetle,
israrla zile basinca ben
ipi cikardim ve size kapiyi
acmaya geldim. Simdi anlatin
bakalim." Anlatiyorlar
ve neticede Musluman olmaya karar veriyor. Ve
hidayete eriyor.
Yine
bir vak'a anlatti kardesler: Orada meshur bir
tiyatro yazari, bir gun bir
tiyatro sahnesi esnasinda, hayattan, hadisattan ve yasadiklarinin verdigi elem ve eziyetten gelen sikintidan,
sahne esnasinda kendini yere atiyor.
Ve yerde tepiniyor. Onu, o halde goren bir arkadasi ona diyor ki: "Hayrola, Sen Musluman mi oldun?" Bu adam kafasini
yerden kaldiriyor ve diyor ki: "Yok, Muslumanlik ne demek?" Arkadasi
da diyor ki: "Muslumanlar, ibadetlerini yaparken
yere iner kalkarlar, secdeye giderler vs." Ve bu adamin
icine bir merak dusuyor.
"Muslumanlik nedir?" diye kalkiyor. Kutuphaneye gidiyor,
İslamiyet'i arastiriyor ve neticede Musluman oluyor. Namaza niyaza basliyor.
Yine
bir baska misal: Cok mutedeyyin bir hanim var. Kilisede konferanslar vaazlar
veren bir hristiyan hanim bu. Bir gun
bir İslamic Center'de basindan gecmis bir hatirasini soyle anlatiyor: Oglu 15 yasina girince uyusturucuya, ickiye basliyor, geceleri eve sarhos gelmeye basliyor. Bu hanim
cok uzuluyor, sikiliyor ve
"Ben bu kadar dindar iken neden cocuklarim bu sekilde" diye ruhen cok rahatsiz oluyor. Dualar ediyor. Bir gun
bitisikteki komsusu bahcesindeki cimleri bicerken, bu
genc de, evden seyrediyor. Komsusu
bahceden buna sesleniyor: "Ne seyrediyorsun,
istersen gel bana yardim et" diyor.
Bu
genc de, iniyor, yardim ediyor. Aradan bir hafta
kadar gectikten sonra, bu genc
yine yardima gidiyor. Fakat bu sefer ev sahibi diyor
ki: "Bugun Cuma, ben Cuma'ya gidecegim,
bugun cim bicmeyecegiz. Bu genc soruyor: "Cuma ne demek?" Adam da:
"Cuma gunu, Muslumanlarin
toplanip ibadet ettikleri gun"
diye anlatiyor. Genc de
diyor ki: "Ben de gelebilir miyim?" Ev sahibi de: "Gel, neden olmasin?" diyor. Beraber gidiyorlar. Genc eve donuyor. Cok tuhaf olmus, garip garip konusuyor, yuzunde garip bir hal
var. Simasinin da sekli degismis.
Annesi, kendi kendine demis ki: "Bu cocuk herhalde akli dengesini yitirdi." Ogluna sormus? "Oglum, neyin var? ne oldu sana?" Demis
ki: "Ben bugun komsuyla
beraber Cumaya gittim, namaz beni cok etkiledi. Ben kararimi verdim. Ben Musluman olacagim." diyor. Annesi: "Peki, sen
bilirsin." diyor.
Pakistanli
olan o komsusu onunla ilgileniyor, camiye de beraber
gidip geliyorlar. Aradan bir sure gectikten sonra bu genc, Chicago'da universiteyi kazaniyor. Kaydolmaya gidecekleri zaman, bulunduklari sehrin Muslumanlari bunlara diyorlar ki: "Sizi Chicago havaalaninda, bir grup genc karsilayacak ve sizinle orada kalacaginiz
sure boyunca ilgilenecekler, sizi misafir edecekler." Hakikaten de oyle oluyor. Bu hanim dondukten
sonra diyor ki: "Ben hayatimda ilk defa, hicbir karsilik beklemeden bir
grup insanin bu sekilde bizimle alakadar oldugunu gordum ve bu beni cok etkiledi diyor." Daha sonra, bu genc o bulundugu sehirden ayrilip Chicago'ya okul
okumaya gidecegi zaman, oranin
Muslumanlari, camide bir merasim tertip ediyorlar. Bu
merasimde İmam, bir konusma yapiyor
ve bu gence diyor ki: "Biz Muslumanlar, bir
bedenin azalari gibiyiz. Biz simdi zahiren seninle ayrilacagiz, ama seninle biz beraberiz, cunku
sen, gittigin yerde hergun
5 defa –mihrabi gostererek–
bu kibleye yonelmekle beraberligimizi devam ettireceksin. Yolun acik olsun." diyerek annesini dahi aglatan
cok duygusal bir konusma yapiyor. Bu hanim, İslamic Center'deki konusmasinda bir
kitap tanitiyor. Bir hristiyan
Papazin "Anlatilanlar Dogru
Degil; Muslumanlar Hakkinda Gercekleri Acikliyorum" diyerek Filistin, Afganistan gibi yerlere
gidip kaleme aldigi kitabi tanitiyor.
Bu
kitap, hem bu Papazin, hem simdi cok kimsenin
hidayetine de vesile olmus. Bu kitapta, Muslumanlari inanclarindan dolayi, Yerkure uzerinde eza-cefa cektiklerini anlatiyor. Bayram namazi icin cok buyuk
bir spor-sergi sarayi kiralanmisti.
Butun Muslumanlar oraya
geldi. Bayram namazina oraya gittik. Namaza 10 dakika
kala Connnecticut eyaletinin baskenti
Hardford sehrinin Belediye Baskani geldi; bu adam Hristiyan..
elinde cercevelenmis bir yazi,
bir tablo vardi. Bu yaziyi
cemaate okudu. Yazida soyle
deniliyordu: "Biz, bu Kurban Bayraminizi Hardford'da kutlanan onemli,
resmi gunlerden birisi olarak kabul ediyoruz. Ben bu bayraminizi tebrike geldim. Bundan sonra bu gununuzu resmen tanimis
olduk." Hemen ardindan Connecticut Eyaletinin
Adalet ve İcisleri Bakani
camiye geldi. Ve kisa bir konusma
yapti, soyle dedi:
"Biz Muslumanlarla kardes
olmak istiyoruz. Sizin inanc hurriyetinizden
yanayiz. Size yapilacak her
turlu nahos hareketi kendimize yapilmis
kabul ediyoruz. Sizin teminatiniz benim" Bu konusma alkislarla karsilandi. Cesitli
memleketlerden mutesekkil bir cemaatle, Bayram namazi kilindi, bayramlasma oldu,
tanisildi, gorusuldu. Daha
sonra dershaneye geldik.
Ogleye
kadar Bayramlasma devam etti. 40-50 kişi kadar
cemaat, ogleye kadar bayramlasma
niyeti ile dershaneye geldi.İsmail Turgut'un evine gittik. Evinde bir Hidayet
dolabı var bu dolabın en üst rafında Kur'an var, sonra Risaleler, bir alt rafinda takkeler, Başörtüleri, seccadeler var. Her kim yeni
hidayete erince, ona hemen her birinden birer tane ayrılmış, bir takım halinde
hediye ediliyor.
© www.SaidNur.com ©