Risale-i Nur Külliyatından

 

 

(Yirmiyedinci Mektub' tan)

 

 

 

KASTAMONU LÂHİKASI

 

 

İSTİZAH

 

Bu KASTAMONU LÂHİKASI'nı Bediüzzaman SaidNursî Hazretleri Kuleönlü küçük Ali Ağabeye yazdırıp, tashih ettikten sonrahangi mektubların neşredilip, hangilerinin neşredilmiyeceğini bizzat kendi elleriyle işaretleyip, tek neşir nüshası olarak Ankara'ya göndermişlerdir.

Malumunuz matbaa ile basım devresinden evvel binlerce insan Risale-i Nur'a hizmetetmek ve Bediüzzaman Hazretlerinin duasını almak için, Risale-i Nur kitabların veLâhika mektublarını elle yazıp Üstada tashih ve sonuna dua için göndermişlerdir. Üstad hazretleri de gelen elle yazılmış eski yazılı risaleleri velâhika mektublarını tashih ederek sahiblerine bir dua yazıb geri gönderiyordu.Bilhassa bu nüshalar ve lahika mektubları (Neşir Nushası olmayıp) matbaa ilebasım neşriyatı için medar ve asıl olamaz. Çünkü o zaman etrafa gönderilenbazı mektublar, hususi mşahısları alakadar edip, muvakkat bir zaman içinyazılmıştı, dâimî ve umuma neşr olunacak mektublardan değildi. Ve bunlarda lahikalara yazılmıştı. Nitekim Üstad Hazretleri matbaa ile neşir için tashihederek bize gönderdiği Emirdağ Lâhika mektublarında, neşrolunacakmektubların baş ve sonlarını bizzat parantezlerle işaretlemiştir. Bazımektubların bir kısmını ve hatta bazan mektubun baş ve son kısımlarınıneşir hârici bırakmışlardır.

Kastamonu Lâhikasında da 4. cü kısmına kadar neşrolmıyacakmektubların etrafını bir çizgi ile çevirmişler, neşrolacak mektubları da tashihedip dokunmamışlar.

Kastamonu Lâhikasınanın 5. ci son kısmını da neşrolacak mektublarınbaş ve sonlarını parentezlerle işaretlemişler, neşrolmayacakları öylecebırakmışlar. Denizli, Emirdağ 1 ve Emirdağ 2 ve Kastamonu lâhika mektublarıumuma matbaa ile neşir için, Üstad Hazretleri tarafından bu şekilde tesbit ve tayinedilerek Ankara'ya tek nüsha olarak gönderilmiş olup, bizler de Üstad Hazretlerinin butesbit ve tayinine uyarak bu lâhikaları Allah-u Tealanın yardımı ve ÜstadHazretlerinin bizzat izinleri ile neşretmiş bulunuyoruz.

Bütün diğer neşriyatların da, Üstad Hazretlerinin yalnız neşirnüshalarında tesbit ve tayin ettiği şekle uymaları lazım geldiği kanaatindeyiz.

İnşaallah Bilâhere bütün lâhikalar da Üstad Hazretlerinin tayin ve tesbitleriile neşrini istediği ve tashih ettikleri mektubların orijinal asılları bilgisayarlakopyaları alınıp, tıbkı basım olarak neşirolunacaktır.

Hidayet  ve tevfiki Cenab-ı Erhamürrahîminden niyaz ederiz

                                                                                                                                                                                                                                                            Nâşir

 

Sh:»(K:5)

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ * وَاِنْمِنْ شَئٍْ اِلاَّيُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ

(1)

Aziz Vefadar ve Sıddık Kardeşim Sabri!

Benim yanımda zâyi olmak ihtimali bulunan kendi müşevveş yazımlayazılan müsveddeleri size göndermek için bir vâsıta bulamadığımdan ve ikisene evvel Risale-i Nura ait İşârât-ı Kur'aniyenin bir kısım müsveddesini Hüsrev'e gönderdiğim halde vusulünde hiç bir haber alamadığımdan ve ehl-idünya bana çok dikkat ve tecessüs ettiklerinden çok mahzun idim, daha muhabereedemedim.

Ne olursa olsun diye, şimdi niyet ettim ki, bir vasıta ile sana o kıymetli emanetlerimuhafaza etmek ve benim için tebyiz etmek için cevabın gelirse göndereceğim. Birkeseye bazı âdi şeyler içinde, emanet suretinde bir hediye ve başka bir adamtarafından gönderilmesini, siz nasıl münasib görürseniz öyle yapalım.

Sen bilirsin, oralardaki kardaşlarıma ne kadar alakadarım. Eğer isimlerini yazabilseydim, kimleri yazacağımızı da bilirsin, seni tevkil ediyorum.

Yalnız müsveddeleri güzelce tebyiz et ve benim hattımı tam okuyabilen vehatırımdan çıkmayan ve hayat ve sıhhatlarından haberim olmayan ŞamlıHâfız Tevfik, Hüsrev, Hâfız Ali gibi kardaşlarım mahremce o müsveddeleritebyiz etsinler. Bilemedikleri biryeri beraberce baksınlar.

Kardeşlerim! Kat'iyyen biliniz ki, her yirmi dört saatte yirmi

Sh:»(K:6)

defa sarih isimlerle dua ve münacatlarımda bulunmakla beraber, Risale-i Nur'unSâdık talebeleri ünvanı ile, yüz defadan ziyade ve niyet ve tasavvurca beşyüzdenfazla bulunduğunuzu size haber veriyorum. Bundan Risale-i Nura sadakat ve hizmet nekadar ehemmiyetli olduğunu kıyas ediniz. Müsveddeler içinde bulunan ve tevafuk-ucifrî perdesini bırakıp, sarih bir surette Risale-i Nurun meşhur parçalarına daişaret eden, üçüncü keramet-i Âleviye bütün hüzünlerimi izale ettiği gibi,size de dahi o tesiri edecek ümit ederim.

Hem İmam-ı Ali (R.A.) Âyet-i Kübra nâmını verdiği misilsiz bir Risaleninmüsveddeleri de beraberdir. Hem iki seneden beri sakladığım ve göndermesineçare bulamadığım, Risale-i Nura işaret eden otuzüç âyâtın müsveddesiiçinde var. Eğer evvelce gönderdiğim noksan müsvedde vâsıl olmuşsamukabele edilsin..

Pek çok hasretler ve iştiyaklarla sâdık kardeşlerine ve sıddîkarkadaşlarına selam ve dua ve istid'a eden ve beş nev'i gurbetlere ve dört çeşithastalıklara da kemal-i ferah ve şükür ve tam rıza ve sabır bulan ve bütünbütün yalnız kalan...

                                                                                                                                                                                                                                                            Kardeşiniz

                                                                                                                                                                                                                        Said Nursî

 

 

                                                * * *

بِاسْمِهِ مَنْ تُسَبِّحُ لَهُ السَّموَاتُ السَّبْعُ وَاْلاَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

 اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللَّهِ وَ بَرَكَاتُهُ

بِعَدَدِ حُرُوفِ رَسَآئِلِ النُّررِ الْمَكْتُوبَةِ وَالْمَقْرُوئَةِ وَالْمُتَمَثِّلَةِ فِى الْهَوَآءِ اِلَىَ يَوْمِ الْقِيَامِ اَمِينَ

(2)

            Azîz, Sıddık, Mübarek Kardeşlerim ve Hizmet-i Kur'aniye ve Îmaniyede İhlaslı ve Şanlı Arkadaşlarım!

            Cenâb-ı Hakka hadsiz şükür ve hamd ederim ki, İhtiyarlar Risalesi'ndeki ümidimi ve Müdâfaat Risalesi'ndeki iddiamı si-

Sh: » (K: 7)

zinle tasdik ettirdi. Evet    لِلَّهِ الْحَمْدُبِعَدَدِالذَّرَّاتِ مِنَ اْلاَزَلِ اِلَىاْلاَبَدِ   sizin ile otuz bine mukabil gelen otuz Abdurrahman'ı, belki yüz otuz, belki bin yüz otuz Abdurrahman'ı Risalet-in Nur'a ihsan etti.

            Hem unutulmıyan, her vakit yanımda bulunan kardeşlerim, Risale-i Nur'a sizin gibi pek ciddî sahib ve muhâfız ve vâris ve hakikatbîn ve kıymetşinas zatların benim yerimde benden daha kuvvetli, ihlâslı olarak vazife-i Kur'âniye ve îmaniyede çalıştıklarını gördüğümden, kemal-i ferah ve sürur ve itminan ve istirahat-ı kalb ile ecelimi ve mevtimi ve kabrimi karşılıyorum, bekliyorum.

   Ben, sizi yazılarınızda ve hatırımdan çıkmayan hidematınızda günde müteaddid defalar görüyorum. Ve size olan iştiyâkımı tatmin ediyorum. Siz de bu bîçare kardeşinizi Risalelerde görüp sohbet edebilirsiniz. Ehl-i hakikatın sohbetine zaman, mekân mâni olmaz; manevî radyo hükmünde biri şarkta biri garbda, biri dünyada biri berzahta olsa da râbıta-i Kur'âniye ve îmaniye onları birbiriyle konuşturur.

            şâallah, Bârekâllah Kerâmât-ı Aleviye'nin Risalet-in Nur'a imzasını bu zamanda tam tasdik ettiren kerâmât-ı kalem-i Alevî (Ali) ve Kur'an'a çok kıymetdar hizmeti ve Mu'cizât-ı Ahmediye'nin (A.S.M.) hârika bir kerametini gözlere gösteren ve Kur'anın altun bir anahtarı olan kalem-i Hüsrevî; değil yalnız bizleri, belki ruhânîleri ve melekleri de sevindiriyorlar.

            Bu def'a, elmas kalemli mübarekler tarafından bir sual var. Şimdilik cevab elimde değil. Eğer elime verilse, size gelir. Her gün hâtırımda bulunan Rüşdü, Re'fet, Süleyman, vesþair (  ت ، م ) ve ( ح ، ق ) ve Abdullah ve sâir isimlerini beyan etmediğim kıymetdar kardeşlerim ile hususî konuşmadığımdan gücenmesinler; çünki hizmetinizin azameti ve ehemmiyeti ve muarızların kuvveti ve şeytaneti nisbetinde ihtiyata ve dikkate mecburuz.

            Hâfız Ali ile Hüsrev'in birbirleriyle ciddî bir mahviyet içinde kardeşlik irtibatları, Risale-i İhlâs'ın tam sırrına mazhar

Sh: » (K: 8)

olduğunuzu bana ihsas etti, ümidlerimi fevkalâde kuvvetlendirdi.

            Ben daha ziyade yazacaktım, fakat şimdi birisi postahaneye gitmek üzere olduğu için acele ettiğinden kısa kestim.

Duanıza muhtaç

                                                                                                                        S. N.

* * *

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

 اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللَّهِ وَ بَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ عَاشِرَاتِ دَقَائِقِ اَيَّامِ الْفِرَاقِ

 

(3)

            Azîz, Sıddık Kardeşlerim ve Hizmet-i Kur'aniyede Kuvvetli, Dirayetli Arkadaşlarım!

            Bu zaman cemaat zamanıdır. Ehemmiyet ve kıymet, şahs-ı maneviye göre olur. Maddî ve ferdî ve fâni şahsın mahiyeti nazara alınmamalı. Hususan benim gibi bir bîçarenin kıymetinden bin derece ziyade ehemmiyet vermekle, bir batmanı kaldırmıyan zaîf omuzuna, binler batman ağırlığı yüklense altında ezilir.

            Lillâhilhamd, Risalet-in-Nur, bu asrı, belki gelen istikbâli tenvîr edebilir bir mu'cize-i Kur'aniye olduğunu çok tecrübeler ve vâkıalar ile körlere de göstermiş. Ona ait medh ü senanız tam yerindedir; fakat bana verdiğinizden, binden birine de kendimi lâyık göremem.Yalnız, pek büyük bir nimete ve muvaffakıyete sizin gibi hakikatlı talebelerin iştirak ve sa'y ü gayretleriyle mazhariyetim noktasında, Risale-i Nur hesabına ebede kadar iftihar ederim.

            Nur iskele me'muru Sabri kardeş! Sabri, Süleyman ve Hüsrev üçünüzün sohbetinde, benim de iki cihette belki üç cihette iştirakim var.

            Nur fabrikası nam sahibi Hâfız Ali kardeş! Fevkalâde mektubun, ehemmiyetsiz şahsiyetim hariç kalmak şartiyle bana hârika göründü. Senin hâlis ve yüksek dirayetin terakkide

Sh: » (K: 9)

olduğunu gösterdi. Bana, "İşte çok Abdurrahman'ları taşıyan bir Ali" dedirdi.

            Mustafa'lar, Küçük Ali, mübarek ve münevver kardeşler! Mektubunuz, Büyük Ali'nin mektubu gibi acib bir hakikatı ifade eder. O hakikat, Risale-i Nur hakkında haktır. Fakat benim haddimden değil ki, o hududa gireyim.

            Evet  عُلَمَآءُ اُمَّتِى كَاَنْبِيَآءِ بَنِى اِسْرَآئيِلَ ferman etmiş. Gavs-ı Â'zam Şâh-ı Geylânî, İmam-ı Gazâli, İmam-ı Rabbânî gibi hem şahsen, hem vazifeten büyük ve harika zatlar bu hadîsi, kıymetdar irşâdâtlarıyla ve eserleriyle fiilen tasdik etmişler. O zamanlar bir cihette ferdiyet zamanı olduğundan hikmet-i Rabbaniye onlar gibi feridleri ve kudsî dâhileri ümmetin imdadına göndermiş.

            Şimdi ise aynı vazifeye, fakat müşkilâtlı ve dehşetli şerait içinde, bir şahs-ı mânevî hükmünde bulunan Risalet-in Nur'u ve sırr-ı tesanüd ile bir ferd-i ferîd mânasında olan şakirdlerini bu cemaat zamanında o mühim vazifeye koşturmuş. Bu sırra binaen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmışşiriyet makamında ancak bir dümdarlık vazifesi var.

     Re'fet kardeş! Senin ile hiç olmazsa her dört günde bir kerre görüşmeye ihtiyaç ve iştiyakım varken, dört sene sonra hususî görüşebildik. Senin gibi hem kıymetdar te'sirli diliyle ve kuvvetli, letafetli kalemiyle Risalet-in Nur'a çok ehemmiyetli hizmet edenler her vakit hâtırımda mânevî muhatablarım ve hayâlen yanımda hazır arkadaşlarımdırlar. Risalet-in Nur'un fevkalâde te'sirli intişarı nazar-ı dikkati celbetmesinden, şimdilik ziyade ihtiyat lâzımdır.

            İktisad Risalesi'yle, Çocukların Ta'ziyenamesi risaleleri gönderilse münasibdir.

            Umum kardeşlerime, hususan haslarına birer birer selâm ve dua ederim. Ve o mübarek ve kıymetdar arkadaşlarımın hatırları için hem akrabalarını, hem karyelerini, kendi akrabam ve karyem içine alıp öylece dua ederek mânevî kazançlarıma teşrik ediyorum.

* * *

Sh: » (K: 10)

 

(4)

Aziz Kardeşim Hüsrev!

Şükür, hakkımda inayet-i İlahiyye devam ediyor. Ben burada rahatım, fakathizmete şiddetle ihtiyacım var. Sizlerden biriniz yanımda bulunmazsa çoküzüleceğim. En evvel hizmet nöbeti senin alâkasızlığın için sanadüştü, sonra başkası yapar. Bu husus için ben burada hükümete ve emniyetmüdürüne müracaat ettim. Eğer senin yol masrafın verilse veya teshilat gösterilseçok iyi olur. Yoksa borç ediniz, burada beraber çalışıp o borcu vereceğiz.Gelirken beraber mu'cizeli Kur'anımızı ve matbu Onuncu Sözü ve Hâfız Ali'ninel yazısı ile benim için tevafuklu yazılan Onuncu Sözü ve altı Esma-iİlahiyenin altı nükteleri eğer yazmışsan birlikte getir. Bu husus hakkındaburadaki zabıtaya ve hükümete bildirdim. Süleyman ve kardeşlerime çok selam.

 

11 Mayıs 1936                                                                                       Kardeşiniz

Kastamonu Emniyet

                                                                                                 SaidNursî

  Müdürüyeti Eliyle

                                                                                                                                                ***

 

 

 

(5)

            Azîz, Sıddık, Fedâkâr, Vefâkâr Kardeşlerim,

            Sizler ile muhabere edemediğimin sebebi, fevkalâde bir dikkat ve tazyik ve tecrid altında bulunduğumdur. Hâlık-ı Rahîm'ime hadsiz şükürler olsun ki, kuvvetli bir sabır ve tahammülü ihsan ederek sû-i kasdlarını akîm bıraktı. Burada müfarakat zamanımın her bir ayı bir sene haps-i münferid hükmünde ezici olduğu halde, dualarınız berekâtıyla, inayet-i İlâhiye her günümü bir ay kadar mes'udane bir ömre çevirdi. Benim istirahatım cihetinde merak etmeyiniz, rahmetin iltifatı devamdadır.

            Sabri kardeş! Sabırlı ol, ehemmiyetsiz ve zararsız olan vehmî ve asabî hastalığına ehemmiyet verme. Şifaya dua edilmekle beraber; zararsız, hatarsızdır. Çünki eğer hatarât, seyyie ise; nasılki âyinede temessül eden pislik, pis değil ve âyinedeki yılan sureti ısırmaz ve ateşin timsali yakmaz. Öyle de, kalbin ve hayâlin âyinelerinde rızasız, ihtiyarsız gelen pis ve çirkin ve küfrî hatırâlar zarar vermezler.

Sh: » (K: 11)

       Çünki: İlm-i Usulde tasavvur-u küfür, küfür değil ve tahayyül-ü şetm, şetm olmaz.Hasene ise nuranî olduğundan, tasavvur ve tahayyülü dahi hasenedir. Çünki âyinede nurânînin timsali ziya verir, hâsiyeti var; kesifin misali ölüdür, hayatsızdır, te'siri yoktur. Eğer sair teellümât-ı ruhaniye ise; sabra, mücahedeye alıştırmak için Rabbanî bir kamçıdır. Çünki emn ve ye'sin vartasına düşmemek hikmetiyle havf ve reca müvazenesinde, sabır ve şükürde bulunmak için kabz-bast hâletleri, Celâl ve Cemâl tecellisinden intibah ehline gelmesi; ehl-i hakikatça medar-ı terakki bir düstur-u meşhurdur.

            Şamlı Tevfik'in ihtiyatını takdir etmekle beraber, eski kıymetdar hizmetlerinin onun defter-i a'mâline dâimî bir surette yazı yazmaları için, o dahi dâimî çalışması gerekti. Şükür yine, elmas kalemiyle vazifesine başlaması, ruhumu ümidler ve iştiyaklarla neş'elendirdi; Barla hayatını hasretle hatırlattı.

            Sabri kardeş! İmamet vazifesinde Risalet-in Nur'a zarar yok, ruhsatla amel niyetiyle şimdilik çekilme.

            Hüsrev kardeş! Beşinci Şua'ın kıymetini tam beyan ve takdîrin beni çok mesrûr etti. İkinci def'a yaldızlı bir Kur'anı yazdığın, beni fevkalâde müferrah etti. Hem benim için de yeni risaleleri mübarek kaleminle (Hâşiye) istinsah ettiğin, beni minnetdarlık hissinden mesrûrane ağlattı.

            şdü ve Re'fet'in sıhhatleri ve kemâl-i sadakat ve sebatları, hazin endişelerimi izâle etti. Isparta talebeleri hatırları için, ben Isparta'yı kendi karyem (Nurs) ile beraber duamda dâhil ediyorum. Hattâ emvâtına, Nurs emvâtı gibi dua ediyorum. Hakikî vatanım ve memleketim nazarıyla o vilâyete bakıyorum.

            Makinası kuvvetli Ali kardeş! Sizlerin hâlisâne ve ciddi faaliyetinizden, Risale-i Nur'a sizler gibi sarsılmaz çok talebeler zuhur ve devam ettiklerini ümid ederdim. Bildiğim Abdullah gibi ve bilmediğim umum kardeşlerime selâmımı ve bütün manevî kazançlarıma onları teşrik ettiğimi tebliğ ediniz. Muhaberemde isimlerini yazmadığım ve hatırımda yazdığım

            ______________________

            (Hâşiye): Medar-ı hayret bir lütf-u bereket: Gül fabrikasının kâtibliğiyle Risalet-in Nur'a intisab eden Hüsrev, iki buçuk sene evvel bir küçük şişe gülyağı göndermişti. Mütemadiyen istimal ettiğim halde daha bitmedi, devam eder. Kardeşiniz Emin yanımdadır, bu berekete şehadet eder, hem size selâm eder.

 

Sh: » (K: 12)

kıymetdar kardeşlerimle çok alâkadarım.

            Kardeşlerim! Çok ihtiyat ediniz, münafıklar çoktur.

            Mümkün oldukça risalelerin buradan irsal edildiğini söylemeyiniz; tâ Risale-i Nur hizmetine zarar gelmesin.

            Maatteessüf ben burada bütün bütün yalnız kaldığım için, çok ehemmiyetli hakikatlar yazılmadan, kaydedilmeden geldiler ve gittiler. Kuleönü'nün hâlis ve ciddî ve mübarek çalışkanlarına ve İslâmköyü'nün sâdık ve gayretli ve kesretli talebelerine ve Barla'da vefadar ve kıymetli dostlarıma ve bilhassa Eğirdir'de fedakâr ve vefadar Hakkı ve Mehmed gibi kardeşlerime ve sâir umum ihvanıma binler selâm ve dualar.

            Dualarınıza kuvvetli îtimad eden ve çok muhtaç bulunan

Kardeşiniz

Said Nursî

* * *

(6)

            Azîz, Sıddık ve Fedâkâr ve Vefâkâr Kardeşlerim; ve Hizmet-i Kur'aniye ve İmaniyede Kuvvetli ve Kıymetli ve Çalışkan ve Muktedir Arkadaşlarım!

            Bu dünyada benim için medar-ı tesellî sizlersiniz ve hakkınızda büyük ümidlerimi doğru çıkardınız. Cenâb-ı Hak sizden ebeden razı olsun, âmîn...

            İrsâlâtınız ve bilhassa Onuncu Söz buraya o derece faide verdi ki, herbir sahifesine mukabil elimden gelseydi büyük bir hediye verirdim. Çoktan beri göremediğim için ben hangisini okursam "En birinci budur" derdim. Ötekine bakardım, "Bu birincidir." Daha öbürüsüne baktıkça hayret ederek kat'î kanaatım geldi ki; Risalet-in Nur'un kitabları birbirine tercih edilmez. Her birinin, kendi makamında riyaseti var. Ve bu zamanı tenvir eden bir mu'cize-i mâneviye-i Kur'aniyedir.

            Onuncu Sözün tatlı bir kerameti; iki üç senedir bana hapiste verdikleri gibi arzuma muhalif olarak her gün bir tayın veriliyordu. Ehemmiyetli iki sebebe binaen kabul etmeye mec-

Sh: » (K: 13)

burdum. Fakat onu yemezdim, tebdil ederek,